ÖZGÜN ARAŞTIRMA

J Curr Pediatr 2016; 14: 10-17
Makale Geliş Tarihi: 05.01.2015
Makale Kabul Tarihi: 11.01.2016
*

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Bursa, Türkiye

**

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalı, Bursa, Türkiye

***

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Bursa, Türkiye

Prematüre Bebeklerde Tiroid Fonksiyon Testlerinin Sonuçları

Giriş: Prematüre bebeklerde tiroid fonksiyon testlerindeki (TFT) bozukluğun sıklığı, etiyolojisi ve morbiditelerle ilişkisinin belirlenmesi.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya Ocak 2009 ve Ocak 2012 yılları arasında Uludağ Üniversitesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatarak tedavi görmüş olan toplam 139 prematüre bebek alındı. Hastaların prenatal, natal ve postnatal özellikleri ve alınmış olan TFT değerleri kaydedildi. Tüm hastaların yaşamın 1. ve 3. haftasında TFT çalışıldı. Tiroid stimülan hormon (TSH) düzeyi 10 IU/L üzerindeki değerler yüksek kabul edildi. Serbest T3 ve T4 değerleri laboratuvar sınırları göz önüne alınarak değerlendirildi. Hipotiroidi tanısı olan ve olmayan tüm hastaların poliklinik izlemlerinden 6, 12 ve 18. aylardaki tartı, boy ve baş çevresi ölçümleri değerlendirmeleri kaydedildi.
Bulgular: Çalışmamızda 41 hastanın (%24) TFT’sinde anormallik tespit edilmiş olup olguların 22’sinde (%53,6) geçici TSH yüksekliği, 9’unda (%22) primer hipotiroidi, 9’unda (%22) nontiroidal hastalık ve 1’inde (%2,4) geçici hipotiroksinemi izlendi. Tiroid fonksiyon bozukluğu olan hastalarda respiratuvar distres sendromu sıklığı anlamlı derecede yüksek saptandı (p=0,007). Annesinde hipotiroidi olan bebeklerde tiroid fonksiyon bozukluğu oranı maternal hipotiroidi olmayan bebeklere göre anlamlı derecede yüksek saptandı (p=0,049). TFT’de bozukluk olan grupta 18. aydaki baş çevresi ortalaması TFT normal gruba kıyasla anlamlı olarak düşüktü (p=0,047).
Sonuç: Prematürelerde tiroid fonksiyon bozukluğu sık görülen bir morbiditedir ve nöromotor gelişim açısından önemlidir. Maternal tiroid fonksiyon bozukluğu bebeklerde tiroid testlerinde bozulmaya yol açabilir. Tüm prematüre bebeklerde TFT’lerinde çalışılmalı ve hipotiroidi tedavi edilmelidir. Prematürelerde iyot maruziyetinin azaltılması TFT bozukluğu ve geçici hipotiroidi oranını azaltabilir.

Giriş

Tiroid hormonunun enerji katabolizması, ısı düzenlenmesi, büyüme, gelişme, kemik ve santral sinir sistemi gelişimi üzerine önemli etkileri mevcuttur. Özellikle fetal hayatta ve hayatın ilk iki yılında beynin normal büyüme ve gelişmesi için tiroksin kritik öneme sahiptir (1). Fetal tiroid bezi 10. gebelik haftasında iyot yakalamasını yapar ve T4 sentezler. Daha sonra gelişerek 20. gebelik haftasına doğru hormon sekresyonu başlar, tiroid stimülan hormon (TSH) belirir. Fetal tiroid bezi kendisi ile ilgili problemlerin dışında, plasenta ve annenin olumlu ve olumsuz faktörlerinden etkilenmektedir. Bunlar arasında annenin tiroid hormon düzeyi, iyot alımı, kullandığı ilaçlar ve otoimmün hastalıklarında oluşan TSH reseptörünü uyarıcı ya da inhibe edici antikorlar önemlidir. Doğumla birlikte 30 dakika içinde TSH düzeyi 60-80 mU/L’ye yükselir ve peşinden T3, T4 düzeyleri artar. Artan hormon düzeyleri ilk hafta içinde yenidoğan için normal olan değerlere düşmektedir (2). Prematüre bebeklerde hipotalamik tirotropin salgılatıcı hormon (TRH) salınımı ve yapımı azalmış, tiroid bezinin TSH’ye yanıtı olgunlaşmamış, tiroid folikül hücrelerinin iyot organifikasyonu ve T4’den T3’e dönüşüm kapasitesi yetersizdir. Tüm bu sebeplerden prematüre bebeklerin tiroid hormon seviyeleri term bebeklere göre düşüktür (3). Maternal T4 geçişinin doğumdan sonra kesilmesi prematüre hipotiroksinemisinin oluşumuna katkıda bulunur. Prematüre bebeklerin yaklaşık %35-50’sinde hipotiroksinemi gözlenmektedir. Prematürelerde geçici hipotiroksinemi fizyolojik olarak kabul edilse de, hipotiroidi tarama programlarında prematüre bebeklerde total T4 düşüklüğü ile artmış nörolojik disfonksiyon riski arasında ilişki kurulmaktadır (4).

Kalıcı hipotiroidinin nedeni %85 olguda tiroid disgenezi iken %10-15 olguda tiroid dishormonogenezisi oluşturur. Geçici hipotiroidi nedenleri ise sıklıkla iyatrojenik olarak iyot maruziyeti, maternal blokan antikorlar veya iyot eksikliği olarak tanımlanabilir. Prematüre bebeklerde geçici hipotiroidi term bebeklere göre daha sık izlenmektedir (5).

Prematüre bebeklerde en sık görülen tiroid fonksiyon testi (TFT) bozukluğu %70 oranında fizyolojik hipotiroksinemidir. İkinci sıklıkla non-tiroidal hastalık tanımı altında tiroid dışı nedenlerden gelişen hipotiroidi izlenir ki, oran sıklıkla %30-60’dır. Prematürelerde hipoksemi, asidoz, enfeksiyonlar, hipoglisemi, hipokalsemi ve malnutrisyon gibi sebepler periferal T4’ün T3’e dönüşümünü inhibe edebilmektedir. Daha nadir olarak da geçici sekonder/tersiyer hipotiroidizm, geçici primer hipotiroidizm (%0,12-0,4) ve kalıcı primer hipotiroidizm 1/4000 oranında görülmektedir (3-5). Prematürelerde total parenteral nütrisyon alan bebeklerde yeterli iyot desteği yapılamadığı için iyot eksikliğine sekonder geçici hipotiroidi gelişmektedir. Tam tersine prematürelerin derileri ince olduğu için kullanılan antiseptiklerdeki iyot deriden fazla emilir ve Wolf- Chaikoff fenomeni ile yine hipotiroidi izlenebilmektedir. Wolf- Chaikoff etkisinin matürasyonu gestasyonun 36-40. haftalarında gerçekleştiği için prematürelerin yüksek iyot düzeylerine hipotiroidi yanıtı daha fazladır (6).

Maternal hipotiroidizm subklinik bile olsa fetüsün nörolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Annedeki iyot eksikliği, gebelikte guatrojenlere maruziyet veya transplasental olarak TSH reseptörlerini bloke eden antikorların geçişi bebekte geçici hipotiroidizme neden olmaktadır (7).
Tedavi edilmemiş hipotiroidinin uzun dönem nörolojik gelişimi olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bunun yanı sıra, hipotiroidi ile respiratuvar distress sendromu (RDS) arasında ilişki olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur (8,9).
Bu çalışmada prematüre bebeklerde TFT’deki bozukluğun sıklığı, etiyolojisi ve morbiditelerle ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem

Bu çalışmada Ocak 2009-Ocak 2012 yılları arasında Uludağ Üniversitesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatarak tedavi görmüş olan toplam 139 prematüre bebekte TFT’de bozukluğun sıklığı, etiyolojisi ve morbiditelerle ilişkisi retrospektif olarak incelenmiştir.

Prenatal, natal ve postnatal özellikleri ve alınmış olan TFT (TSH, serbest T3 ve serbest T4 değerleri) kaydedildi. Tüm hastaların yaşamın 1 ve 3. haftasında TFT çalışıldı.

Serbest T3 ve T4 düzeyleri laboratuvar sınır değerleri göz önüne alınarak değerlendirildi. TSH düzeyi 10 IU/L üzerindeki değerler yüksek kabul edildi. Serbest T4 düzeyi normal, TSH düzeyi ise geçici yüksek olan hastalar geçici TSH yüksekliği, T3 düzeyi düşük olup serbest T4 ve TSH düzeyleri düşük ya da normal olanlar non-tiroidal hastalık (hasta ötiroid sendromu), TSH düzeyi normal olup serbest T4 düzeyi geçici düşük olan hastalar geçici hipotiroksinemi ve serbest T4 düzeyinde düşüklük ile birlikte TSH düzeyi yüksek olan hastalar primer hipotiroidi olarak sınıflandırıldı. Primer hipotiroidi saptanan olgular içinde izlemde artan kiloya rağmen L-tiroksin gereksiniminde artış olmayan ve ilaç kesiminden sonra TFT normal kalan hastalar geçici primer hipotiroidi olarak değerlendirildi.

TFT’de bozukluk olan hastaların tanı anında hipotiroidiye bağlı semptom (sarılık, beslenme güçlüğü, konstipasyon, geniş fontanel, umblikal herni, kaba yüz, makroglossi, hipotoni gibi) varlığı incendi. Tüm bebeklerin hipotiroidi dışında RDS, prematüre retinopatisi, nekrotizan enterokolit, intraventriküler hemoraji, bronkopulmoner displazi, patent duktus arteriozus gibi olası prematüre morbiditeleri ile birliktelikleri ve maternal hastalık özellikleri incelendi. TFT’de bozukluk olan ve olmayan grupların morbiditelerle ve maternal hastalıklarla ilişkileri değerlendirildi. Hipotiroidi tanısı olan ve olmayan tüm hastaların poliklinik izlemlerinden 6, 12 ve 18. aylardaki tartı, boy ve baş çevresi ölçümleri ayrıca 6 ve 18. aylarda DENVER testi ile nörolojik gelişim ve BERA işitsel değerlendirmeleri kaydedildi.

İstatistiksel analizler Windows ile uyumlu SPSS 16.0 paket programı kullanılarak yapıldı. Değişkenler arasındaki ilişkiler ki kare korelasyon analizi ile incelendi. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edildi.

Bulgular

Çalışmamıza alınan 139 bebeğin 56’sı (%40,3) erkek, 85’i (%59,7) kızdı. Olguların ortalama doğum haftaları 31,3±2,9 hafta, ortalama doğum ağırlıkları 1667±707 gramdı. Gestasyonel haftaya göre düşük doğum ağırlıklı (DDA) bebek oranı total hasta sayısının %16,5’i (23/139) idi. Maternal yaş ortalama değeri 30,11±5,9 yıl idi ve %60,4’ü (84/139) multipardı. Maternal hastalık oranları; %26,7 (36/139) preeklampsi, %12,6 (17/139) diabetes mellitus ve %5,8 (8/139) hipotiroidi şeklindeydi. Hastaların demografik özellikleri Tablo 1’de özetlendi.

Çalışmamızda 41 hastada (%24) TFT anormalliği tespit edilmiş olup olguların 22’sinde (%53,6) geçici TSH yüksekliği, 9’unda (%22) primer hipotiroidi, 9’unda (%22) nontiroidal hastalık ve 1’inde (%2,4) geçici hipotiroksinemi izlendi (Şekil 1).

TFT’de bozukluk olan ve olmayan hastalar demografik özellikleri açısından incelendiğinde cinsiyet, gestasyonel yaş, doğum şekli, antenatal betametazon kullanımı ya da olgularda eşlik eden morbiditelerle birliktelik açısından istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktu.

Çalışmamızdaki 139 hastanın 77’sinde (%54) RDS, 24’ünde (%17,3) prematüre retinopatisi, 23’ünde (%16,5) bronkopulmoner displazi, 22’sinde (%15,8) patent duktus arteriozus ve 16’sında (%11,5) intraventriküler hemoraji izlendi. Tiroid fonksiyon bozukluğu olan hastalarda RDS sıklığı anlamlı derecede yüksekti, diğer mevcut morbiditeler ve TFT’de bozukluk açısından anlamlı bir fark izlenmedi (Tablo 2).

Çalışmamızdaki olguların 23’ü gebelik yaşına göre DDA, 116’sı gebelik yaşına göre normal doğum ağırlıklı (NDA) idi. Hastaların DDA ve NDA olmasına göre TFT’nin dağılımına bakıldığında DDA bebeklerin %47,8’inde (11 olgu), NDA bebeklerin %26’sında (30 olgu) TFT’de bozukluk izlendi. Ancak gruplar arasındaki bu farklılık istatistiksel anlamlı bulunmadı. DDA ve NDA olan bebeklerde en sık görülen tiroid fonksiyon bozukluğunu geçici TSH yüksekliğinin oluşturduğu görüldü.

Maternal diabetes mellitus ve preeklampsi varlığı ile TFT’de bozukluk arasında anlamlı ilişki saptanmadı.

Annede hipotiroidi saptanan 8 olgunun 5’inde (%63,5), 1’i primer hipotiroidi, 2’si geçici TSH yüksekliği ve 2’si nontroidal hastalık olmak üzere TFT’de bozukluk olduğu görüldü. Annede herhangi bir tiroidal hastalık olmayan bebeklerde ise TFT’de bozukluk oranı %27,5 idi ve gruplar arasındaki bu farklılık istatistiksel olarak da anlamlıydı (p=0,049) (Tablo 3).

Çalışmadaki olguların yenidoğan polikliniğinden 18 aylığa kadar olan izlem raporları incelendi. TFT normal ve anormal olan hastaların 6, 12 ve 18. aydaki tartı, boy ve baş çevresi ölçümleri kaydedildi. İki grup karşılaştırıldığında TFT’si normal olan grubun 18. aydaki baş çevresi ortalaması 46,3±1,6 cm iken TFT’leri anormal olan grubun baş çevresi ortalaması 45±2,4 cm idi ve bu istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,047). Diğer aylardaki antropometrik ölçümlerde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi (p>0,05) (Tablo 4).

Ayrıca TFT normal ve anormal olan hastaların 6. ve 12. aydaki poliklinik izlemlerinden DENVER gelişim skalası sonuçları ve 6. aydaki BERA sonuçları incelendi. İki grup arasında nörolojik gelişim geriliği ve işitme geriliği açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi (p>0,05) (Tablo 5).

Tartışma

Prematürelerde tiroid aksının immatüritesi, maternal ve fetal ilaçlar ve prematüriteye bağlı morbiditeler nedeniyle TFT’de bozukluk görülme oranı yüksektir. Fizyolojik hipotiroksinemi ve geçici TSH yüksekliğinden daha az görülmesine karşın geçici primer hipotiroidi de oldukça sıktır, kötü nörogelişimsel sonuçlarla ilişkilidir ve acil tedavi edilmelidir (10). Çalışmamızda en sık rastlanan tiroid fonksiyon bozukluğu, geçici TSH yüksekliği olarak saptanmıştır.

DDA bebeklerde intrauterin beslenme azlığı, hipoksi ve asidoz nedeniyle tiroid fonksiyon bozukluğunun daha sık görüldüğü bildirilmiştir (11). Çalışmamızda DDA bebeklerde TFT’lerdeki bozukluk oranı NDA bebeklerinkilerden istatistiksel olarak farklı saptanmamıştır.

Yenidoğanda geçici hipotiroidide en çok suçlanan faktörler maternal anti-tiroid ilaç kullanımı, maternal oto-antikorlar, fazla iyot maruziyeti ya da iyot eksikliği olmaktadır. Tiroid aksının immatüritesi, prematüre bebeklerde geçici hipotiroidinin term bebeklere oranla belirgin oranda daha yüksek olmasının nedenlerinden biri sayılabilir (7). Maternal hipotiroidizm yenidoğan döneminde tiroid fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörlerden biridir. Maternal hipotiroidizm tek başına bebeğin nörolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyebildiği gibi maternal oto-antikor varlığında transplasental geçiş bebekte de tiroid fonksiyon bozukluğuna neden olmaktadır (12). Çalışmamız da benzer olarak annesinde hipotiroidi olan bebeklerde tiroid fonksiyon bozukluğu diğer bebeklere oranla anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Geçici hipotiroidi saptanan 8 olgunun 3’ünün annesinde ise anti-tiroid antikorların pozitif olduğu görülmektedir.

Bebeklerdeki eşlik eden morbiditeler göz önüne alındığında TFT bozukluğu olan ve olmayan hastalar arasında patent duktus arteriozus, nekrotizan enterokolit, intraventriküler hemoraji, bronkopulmoner displazi ve prematüre retinopatisi oranları arasında anlamlı farklılık saptanmazken; RDS oranı primer hipotiroidili hastalarda TFT’si normal hastalara göre anlamlı derecede yüksek saptandı. Tiroid hormonlarının akciğer matürasyonunda rol oynadığı bilinmektedir. Sürfaktanın yaygın kullanımından önceki yıllarda fetal akciğer matüritesini arttırmak için antenatal TRH kullanılmıştır, ancak RDS ve kronik akciğer hastalığı gelişimi açısından antenatal TRH kullanımının antenatal steroid-postnatal sürfaktan kullanımına üstün olduğunu gösteren çalışma yoktur (13). Tiroid hormon düzeyleri de RDS’ye benzer olarak gestasyonel yaş ve doğum ağırlığıyla ters orantılıdır. Tanaka ve ark.’nın (14) çalışmasında ileri derecede DDA bebeklerdeki düşük serbest T4 ve TSH değerlerinin RDS gelişimi ile ilişkili olmadığı gösterilmiştir. Mevcut veriler hem RDS hem de hipotiroidi oranının gestasyonel yaş ve doğum ağırlığı azaldıkça arttığını göstermektedir.

Prematüre bebekler nörogelişimsel gerilik açısından risk altındadır. Nörogelişimsel gerilik oranı gestasyonel yaş azaldıkça artmaktadır. Tiroid hormonları beynin büyümesindeki önemli bir etkendir, bu nedenle tiroid hormon bozuklukları da nörogelişimsel gerilik riskini arttıran majör faktörlerden biridir (15). Bizim çalışmamızda TFT’si bozuk olan grup arasında 18. aydaki ortalama baş çevresi değeri diğer gruba oranla anlamlı derecede düşük saptanmıştır. Bununla birlikte, nörogelişimsel test sonuçları açısından her iki grup arasında fark yoktur. Ng ve ark.’nın (16) yaptığı randomize kontrollü bir çalışmada 28 gestasyon haftası altındaki bebeklerde rutin levotiroksin desteğinin beyin büyüklüğü üzerine herhangi bir etkisi olmadığı gösterilmiştir. Baş çevresi; beslenme, eşlik eden morbiditeler ve genetik özellikler gibi diğer faktörlerden de etkilenebilen bir antropometrik ölçümdür. TFT bozukluğu olsun ya da olmasın tüm bebekler nörogelişimsel açıdan yakın takip edilmelidir.

Konjenital hipotiroidinin dünyadaki sıklığı yaklaşık 1/4000’dür. Ülkemizdeki sıklığı daha önceki yayınlarda 1/2736-1/3386 olarak bildirilmiştir. Bununla birlikte, Sağlam ve ark.’nın (17) iyot eksikliği açısından orta derecede endemik kabul edilen Bursa bölgesindeki term bebeklerde yaptıkları bir çalışmada primer hipotiroidi sıklığı ülke geneline kıyasla çok daha sık olacak şekilde 1/840 saptanmıştır. Bizim prematüre bebekleri içeren çalışmamızda bu oran 9/139’dur ve term bebeklerle yapılan çalışmalara kıyasla çok yüksektir. Birçok yayında preterm ve çok DDA bebeklerde geçici hipotiroidi sıklığının arttığı bildirilmiştir (%52,7-%56) (18). Tiroid aksının immatüritesi ve prematüriteye bağlı morbiditelere ek olarak prematüre bebeklerde iyot maruziyeti de tiroid fonksiyon bozukluğu nedenlerinden biri olarak gündeme gelmektedir. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen bu bebekler kateterizasyon, kan alımı, lomber fonksiyon gibi girişimsel işlemlere daha çok maruz kaldıkları için iyot içeren antiseptikler yüksek oranda kullanılmaktadır. Birçok çalışmada iyot maruziyeti olan preterm bebeklerde hipertirotropinemi ile birlikte idrar iyot düzeylerinin artmış olduğu gösterilmiştir. Prematüre bebekler, derinin ince ve geçirgen olması nedeniyle, iyot kullanımından daha da fazla etkilenmektedirler. Tiroid bezinin immatüritesi de bu hastalarda iyot maruziyetine duyarlılığı arttırmaktadır (19). Prematüre bebeklerde geçici hipotiroidi sıklığının artmış olmasında yüksek oranda iyot maruziyeti önemli bir yer tutuyor gibi görünmektedir. Bununla birlikte, annede sezaryen doğum, epidural anestezi gibi antiseptik maruziyetinden sonra anne sütünde iyot atılımının 12 kata kadar arttığı ve bu atılımın 2 haftaya kadar sürebildiği bildirilmektedir. Bizim çalışmamızda geçici hipotiroidi tanısı alan 8 hastanın 6’sı sezaryen ile dünyaya gelmişti ve hepsi anne sütü ile beslenmişti. Bu bulgu bebeklerin iyot maruziyetinin antenatal dönemde başladığını ve prematüritenin iyot maruziyetine olan duyarlılığı arttırması nedeniyle bu bebeklerde annenin maruz kaldığı iyotun bile tiroid fonksiyon bozukluğuna yol açabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamızda geçici hipotiroidi saptanan 8 hastanın 3’ünde etiyolojinin anneden geçen antikorlara bağlı olduğu, 5 hastada ise iyot kullanımı ile ilişkili olabileceği düşünüldü.

Yüksek düzeyde iyot maruziyetini kesinleştirmek için tedaviye başlamadan önce idrarda iyot ölçümü gereklidir. Biz idrarda iyot ölçümü yapamadık, ancak diğer nedenleri ekarte ettiğimizde geçici hipotiroidi olgularında en olası etiyolojik faktörün fazla iyot maruziyeti olduğunu düşündük.
Son yıllarda yenidoğan ünitelerinde antiseptik solüsyon olarak klorheksidin kullanımı oldukça yaygın hale gelmiştir. Term bebeklerde klorheksidin kullanımının güvenilir olduğu bilinmektedir. Son yıllarda prematüre bebeklerde klorheksidin kullanımına ilişkin yapılan birçok çalışmada bazı olgularda deri irritasyonu ve dermatit dışında ciddi yan etki bildirilmemektedir (20,21). Antiseptik solüsyon olarak klorheksidin kullanımı bebeklerde iyot maruziyetine bağlı hipotiroidiyi önlemek açısından bir seçenek olabilir.

Geçici hipotiroidi, tedavi edilmediği takdirde kötü nörogelişimsel sonuçlara yol açabilen önemli bir klinik durumdur. Prematüre bebeklerde tedavi gerektiren hipotiroidi sık görülmektedir ve tiroid fonksiyonları açısından yakın takip edilmelidirler. Yenidoğan yoğun bakımda izlenen prematüre bebeklerde iyot kullanımını azaltmak bu bebeklerde geçici hipotiroidiyi önlemek için dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Hipotiroidi düşünülen prematürelerde idrarda kantitatif iyot ölçümü yapılarak yüksek iyot maruziyeti ekarte edilmelidir. Yenidoğan yoğun bakımda izlenen prematüre bebeklerde iyot maruziyeti ve hipotiroidi arasındaki ilişkiyi daha belirgin şekilde ortaya koyabilecek, iyot maruziyetinin idrarda iyot düzeyi ile kantitatif olarak belirlendiği, bununla birlikte klorheksidin gibi farlı antiseptik solüsyonlar ile iyot içeren antiseptiklerin hem toksisite hem de yan etkiler açısından karşılaştırıldığı çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.

Etik

Etik Kurul Onayı: Alındı, Hasta Onayı: Alındı.

Hakem Değerlendirmesi: Editörler kurulu ve editörler kurulu dışında olan kişiler tarafından değerlendirilmiştir.

Yazarlık Katkıları

Cerrahi ve Medikal Uygulama: Pelin Doğan, Onur Bağcı, İpek Güney Varal, Cansu Canbolat, Konsept: Hilal Özkan, Nilgün Köksal, Erdal Eren, Halil Sağlam, Dizayn: Nilgün Köksal, Hilal Özkan, Veri Toplama veya İşleme: Onur Bağcı, Pelin Doğan, Cansu Canbolat, Analiz veya Yorumlama: Onur Bağcı, Pelin Doğan, Erdal Eren, Halil Sağlam, Nilgün Köksal, Literatür Arama: Onur Bağcı, Pelin Doğan, Cansu Canbolat, Yazan: Pelin Doğan, Onur Bağcı.

Çıkar Çatışması: Yazarlar bu makale ile ilgili olarak herhangi bir çıkar çatışması bildirmemiştir.

Finansal Destek: Çalışmamız için hiçbir kurum ya da kişiden finansal destek alınmamıştır.

Kaynaklar

1.    Den-Ouden AL, Kok JH, Verkerk PH, Brand R, Verloove-Vanhordk SP. The relation between neonatal thyroxine levels and neurodevelopmental outcome at age 5 and 9 years in a national cohort preterm and/or very low birth weight infants. Pediatr Res 1996;39:142-5.
2.    Kurtoğlu S, Akın MA. Konjenital Hipotiroidizm. Kurtoğlu S (ed). Yenidoğan Dönemi Endokrin Hastalıkları. İstanbul Nobel Tıp Kitapevleri; 2011;449-72.
3.    Reuss ML, Paneth L, Pinto-Martin JA, Lorenz JM, Susser M. The relation of transient hypothyroxinemia in preterm infants to neurologic development at two years of age. N Engl J Med 1996;334:821-7.
4.    Bereket A. Prematüre Bebeklerin Tiroid Problemleri. Kurtoğlu S (ed). Yenidoğan Dönemi Endokrin Hastalıkları. İstanbul Nobel Tıp Kitapevleri; 2011;503-10.
5.    MacGillivray M. Congenital Hypothyroidism. In: Pescovitz OH, Eugster EA (eds). Pediatric Endocrinology. Philadelphia: Lipincott Williams and Wilkins; 2004:490-507.
6.    Pinkser JE, Mcbayne K, Edwards M, Jensen K, Crudo DF, Bauer AJ. Transient hypothyroidism in premature infants after short-term topikal iodine exposure: An avoidable risk? Pediatr Neonatol 2013;54:128-31.
7.    Ozdemir H, Akman I, Coskun S, Demirel U, Turan S, Bereket A, et al. Maternal thyroid dysfunction and neonatal thyroid problems. Int J Endocrinol 2013;987843.
8.    Torkaman M, Ghasemi F, Amirsalari S, Abyazi M, Afsharpaiman S, Kavehmanesh Z, et al. Tyhroid function test in pre-term neonates during the first five weeks of life. Int J Prev Med 2013;4:1271-6.
9.    Williams FL, Ogston SA, van Toor H, Visser TJ, Hume R. Serum thyroid hormones in preterm infants: associations with postnatal illnesses and drug usage. J Clin Endocrinol Metab 2005;90:5954-63.
10.    Williams F, Delahunty C, Cheetham T. Factors affecting neonatal thyroid function in preterm infants. Neoreviews 2013;14:168-79.
11.    Feingold SB, Brown RS. Neonatal thyroid function. Neoreviews 2010;11:640-6.
12.    Williams F, Watson J, Ogston S, Hume R, Willatts P, Visser T, et al. Mild maternal thyroid dysfunction at delivery of infants born <34 weeks and neurodevelopmental outcome at 5.5 years. J Clin Endocrinol Metab 2012:97:1977-85.
13.    Gross I, Moya FR. Is there a role for antenatal TRH therapy for the prevention of neonatal lung disease? Semin Perinatol 2001;25:406-16.
14.    Tanaka K, Shimizu T, Hosaka A, Tokita A, Shiga S, Yamashiro Y. Serum free T4 and thyroid stimulating hormone levels in preterm infants and relationship between these levels and respiratory distress syndrome. Pediatr Int 2007;49:447-51.
15.    Ng SM, Turner MA, Gamble C, Didi M, Victor S, Weindling AM. TIPIT: A randomised controlled trial of thyroxine in preterm infants under 28 weeks’ gestation. Trials 2008;9:17.
16.    Ng SM, Turner MA, Gamble C, Didi M, Victor S, Manning D, et al. An explanatory randomised placebo controlled trial of levothyroxine supplementation for babies born <28 weeks’ gestation: results of the TIPIT trial. Trials 2013;11;14:211.
17.    Sağlam H, Büyükuysal L, Köksal N, Ercan İ, Tarim Ö. Increased incidence of congenital hypothyroidism due to iodine deficiency. Pediatr Int 2007;49:76-9.
18.    Mengreli C, Kanaka-Gantenbein C, Girginoudis P, Magiakou MA, Christakopoulou I, Giannoulia-Karantana A, et al. Screening for congenital hypothyroidism: the significance of threshold limit in false-negative results. J Clin Endocrinol Metab 2010;95:4283-90.
19.    Weber G, Vigone MC, Rapa A, Bona G, Chiumello G. Neonatal transient hypothyroidism: aetiological study. Italian Collaborative Study on Transient Hypothyroidism. Arch Dis Child Fetal Neonatal Ed 1998;79:70-2.
20.    Chapman AK, Aucott SW, Milstone AM. Safety of chlorhexidine gluconate used for skin antisepsis in the preterm infant. J Perinatol 2012;32:4-9.
21.    Lashkari HP, Chow P, Godambe S. Aqueous 2% chlorhexidine-induced chemical burns in an extremely premature infant. Arch Dis Child Fetal Neonatal Ed 2012;97:64.

Anasayfa Arşiv Arama Menü