DERLEME

J Curr Pediatr 2004; 2: -
Makale Geliş Tarihi:
Makale Kabul Tarihi:
*

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı, Bursa

Moleküler Biyoteknoloji Devrimi - Derleme

Artık geleceğin değil, çağımızın bilimi olarak tanımlanması gereken Moleküler Biyoloji ve ondan kaynaklanan teknolojik gelişmeler konusunda ülkemiz ne yazık ki çağdaş ülkelerin ivmesini yakalayamamış ve bu alanda dışarıya bağımlılığımızı artıran bir konuma düşmüştür. Türkiye, bu konuda gerekli hamleyi yapamazsa, ileri ülkelerle aramızdaki mesafe artmaya devam edecektir.
Bilimin birçok alanında aynı durum söz konusu iken Moleküler Biyoteknoloji neden bu kadar önemli diye sorulabilir. Son yirmi yıl içinde baş döndürücü bir hızla gelişen bu bilim, tıp, ziraat ve tarım gibi birçok alanı doğrudan ve çarpıcı bir tarzda etkilemektedir. Bu etkiler bir ülkenin insanlarının sağlığını ve sosyo-ekonomik durumunu o kadar büyük ölçekte değiştirebilme potansiyeline sahiptir ki Japonya ve İsrail gibi bazı ülkeler bu bilim dalını stratejik bilim kapsamına almışlar ve önemli miktarda kaynak ve bilim adamını bu alana yönlendirmişlerdir.

Moleküler Biyoteknolojinin Tarihsel Gelişimi

Çağın biliminin ortaya çıkması şüphesiz birçok bilim insanının amansız mücadelesi, saygıdeğer fedakarlığı ve herbiri çığır açacak nitelikteki katkılarıyla mümkün oldu. Bu gelişmelerin kısa geçmişi Tablo 1’de özetlenmektedir.
A.B.D.’de bir ilaç firması (Genentech), 1978 yılında insan insülinini kodlayan geni izole ederek Escherichia coli bakterisine enjekte etmeyi başardı. Bakterilerin biyolojik bir fabrika gibi ürettikleri iki peptid zincirine sahip insan insülini saflaştırıldıktan sonra diyabetli hastaların kullanımına sunuldu. On yıl öncesinde imkansız sayılabilecek bu gelişme, bugün birçok alanda olağan hale geldi.
İnsan insülininin biyoteknolojik yöntemle elde edilmesini takiben 1980 yılının 14 Ekim’inde Genentech Firması’nın New York Borsası’ndaki hisseleri 20 dakika içinde 35 dolardan 89 dolara çıktı. Bu artış, borsa tarihindeki en kısa sürede görülen en hızlı sıçramaydı. Bu sıçramanın nedeni, elde edilen yeni teknoloji ile üretilebilecek mikroorganizmaların kimyasal gübrelerin yerini alması, genetik olarak zararlı böceklere dirençli ve besin değeri artırılmış bitkilerin yaratılması, hayvanların daha kısa süre içinde besili ve verimli hale getirilebilmesi gibi hayallerdi. Bu hayallerin bir kısmı günümüze kadar gerçekleşirken bazı etik, sosyal, yasal ve dini sorunları da beraberinde getirdi.

Sonuçlar ve Sorunlar

Moleküler Biyoteknoloji’nin insanlığa sağlayabileceği yararlar şunlardı:
. Birçok enfeksiyöz ve genetik hastalığın tanısı, önlenmesi ve tedavisi için olanaklar yaratabilirdi.
. Tarım ürünlerinin verimliliğini artırabilir, zararlı böceklere, mantar ve virüs hastalıklarına dirençli, kuraklık ve aşırı sıcaklıktan etkilenmeyen bitkiler üretilmesini sağlayabilirdi.
. Kimyasal maddeler, antibiyotikler, polimerler, aminoasitler, enzimler ve besin katkı maddeleri mikroorganizmalar aracılığıyla üretilebilirdi.
. Bazı özellikleri ve verimlilikleri genetik olarak iyileştirilmiş hayvanlar geliştirilebilirdi.
. Çevre kirliliğine neden olan maddelerin ve atıkların ortadan kaldırılması kolaylaştırılabilirdi.
Buna karşın bazı sosyal endişeler ve sorunlar ortaya çıktı:
. Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar, başka organizmalara veya çevreye zararlı olabilir miydi?
. Gen mühendisliği yoluyla elde edilen organizmalar doğal genetik çeşitliliği azaltabilir miydi?
. İnsan genetik olarak değiştirilmeli miydi?
. Tanısal işlemler kişisel gizliliği zedeleyebilir miydi?
. Moleküler Biyoteknoloji’ye ayrılan kaynaklar nedeniyle diğer önemli teknolojilerin gelişmesi zarar görebilir miydi?
. Ticari kazancın ön plana çıkması, Moleküler Biyoteknoloji’nin yararlarını sadece zengin ülkelere sınırlı kılabilir miydi?
. Tarım alanında, geleneksel tarım yöntemlerinin terkedilmesi sonucu doğabilir miydi?
. Moleküler Biyoteknoloji’ye dayalı tıbbi tedaviler, aynı derecede etkili olan geleneksel tedavilere tercih edilebilir miydi?
. Patent alma kaygısı, araştırmacılar arasında bilginin rahat ve serbestçe paylaşılmasını engelleyebilir miydi?

Stratejik Endüstri

Yeni teknolojinin beraberinde getirdiği bütün sorulara ve tartışmalara karşın ok yaydan çıkmıştı. A.B.D.’nin liberal ve kapitalist sistemi içinde ilaç firmaları kıyasıya bir rekabete girerken, aynı sisteme sahip Japonya bu alanı ‘stratejik endüstri’ olarak ilan etti. Bu konuda geliştirilen hiçbir yeni teknoloji herhangi bir ilaç firması tarafından saklı tutulamaz, salt ticari rekabet amacıyla kullanılamazdı.
Bu alanı ‘stratejik’ kılan, diğer bilim dalları ile etkileşimi ve çok farklı dallarda üretime olanak sağlamasıydı (Şekil 1).
Ülkemizin gelişmesi ve kalkınması konusunda karar veren organlarımızın gerekli planlamayı yaparak bu konuya kaynak ayırmasını, gençlerimizin ise çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmakta önemli bir yöntem olan bu bilime ilgi duymasını diliyorum.

 

Yazışma adresi: Prof. Dr. Ömer Tarım, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, Çocuk Endokrinoloji BD, 16059, Bursa, Türkiye
Tel: 0 224 4428143, Faks: 0 224 4428143

 

Kaynaklar

1.  Bud R. Biotechnology in the twentieth century. Soc Stud Sci 1991; 21: 415-457.
2.  Cohen SN, Chang AC. Recircularization and autonomous replication of a sheared R-factor DNA segment in Escherichia coli transformants. Proc Natl Acad Sci USA 1973; 70:1293-1297.
3. Cohen SN, Chang ACY, Boyer HW, Helling RB. Construction of biologically functional bacterial plasmids in vitro. Proc Natl Acad Sci USA 1973; 70: 3240-3244.

Anasayfa Arşiv Arama Menü