DİĞER

J Curr Pediatr 2006; 4: -
Makale Geliş Tarihi:
Makale Kabul Tarihi:
*

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Bursa

**

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, Bursa

***

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Hematoloji Bilim Dalı, Bursa

****

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Bursa

Bursa İlinde 1-16 yaş Çocuklarda Demir Eksikliği ve Demir Eksikliği Anemisi Prevalansı - Poster 59

Amaç: Bursa ilinde sosyoekonomik düzeyi düşük bölgede yaşayan 1-16 yaş arasındaki çocuklarda demir eksikliği (DE), demir eksikliği anemisi (DEA) prevalansının saptanması ve beslenme alışkanlığı ile aile eğitim düzeyinin demir eksikliği anemisi gelişimine etkilerinin araştırılması planlandı.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Bursa ilinde sosyoekonomik düzeyi düşük bölgede hizmet veren 3 farklı sağlık ocağına Mart 2003-Mayıs 2004 tarihleri arasında başvuran, yaşları 1-16 yaş arasında değişen 500 sağlıklı olguda yapıldı. Olgularda başvuru yakınmaları ve fizik bakı ile enfeksiyon ve kronik hastalık olmadığı saptandı. Çalışmaya alınan çocuklar yaş gruplarına göre 1-1,9 yaş, 2-5,9 yaş, 6-10,9 yaş ve 11-16 yaş olmak üzere dört gruba ayrılarak incelendi. Tüm olgularda tam kan sayımı, serum demir (µg/dl), demir bağlama (µg/dl), ferritin (ng/ml), transferrin saturasyonu (%) çalışıldı. Beslenme ve aile eğitim düzeyini araştırmak için kategorik anket sorgulaması yapıldı. Çalışmamızda anemi, DE, DEA'si III.National Health and Nutrition Examination Survey (NHANES III) kriterlerine göre araştırıldı. Anemi saptanan çocuklarda talasemi minor ve DEA'ni ayırmak için Mentzer İndeksi kullanıldı.
Bulgular: Olguların 253'ü (%51) kız, 247'si (%49) erkek idi. Yaş ortalaması 7,4±3,9 yıl bulundu. NHANES III kriterlerine göre değerlendirildiğinde; anemi görülme prevalansı %31 (n=155) ve gruplar arası dağılım; grup1:% 40, grup 2:%28, grup 3:%28, grup 4:%35 olarak bulundu. Anemi görülme sıklığı grup 1 ve 4'de diğer gruplara göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,05). DE, 500 olgunun %12'sinde (n=61), DEA ise %7,4 (n=37) saptandı. Her ikisi de süt çocukluğu döneminde anlamlı olarak daha yüksek bulundu. DEA'ni saptamada sensitivite ve spesifitesi en yüksek parametre serum ferritin düzeyi idi. Talasemi minor, 500 olgunun %3,6 (n:18) vardı. DEA olan olgularımızda anlamlı olarak et tüketiminin az, süt tüketiminin fazla olduğu bulundu (p<0,05,p<0,05). Anemik grupta anlamlı olarak anne eğitim düzeyi daha düşük saptandı (p<0,05).
Sonuç: DE ve DEA ülkemiz için hala önemli bir sağlık problemidir. Bu problemin düzeltilmesi için, ülkemizin sosyoekonomik koşullarının düzeltilmesi, yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçları kullanılarak ailelere yönelik eğitim programlarının yapılmasında fayda vardır. Çocukların beslenmesinde ve eğitiminde önemli role sahip olan annelerin eğitim düzeylerinin yükseltilmesi gerekmektedir.

Anasayfa Arşiv Arama Menü