ARAŞTIRMA MAKALESİ

J Curr Pediatr 2014; 12: 1-8
Makale Geliş Tarihi: 25.04.2013
Makale Kabul Tarihi: 13.02.2014
*

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, Erzurum, Türkiye

**

Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, Erzurum, Türkiye

***

Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Erzurum, Türkiye

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesindeki Hastane Enfeksiyonları

Giriş: Hastane enfeksiyonları, yenidoğanlarda önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Bu nedenle yenidoğan yoğun bakım ünitesinin enfeksiyon etkenleri ve antimikrobiyal direnç durumunun bilinmesi rasyonel antibiyotik kullanımı açısından çok önemlidir.
Gereç ve Yöntem: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 2009-2011 yılları arasında saptanan hastane enfeksiyonları retrospektif olarak değerlendirildi. Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Kontrol Birimi verileri doğrultusunda, izole edilen suşlar, antibiyotik duyarlılıkları, invaziv araç kullanımı, enfeksiyon hızları ve enfeksiyon çeşitleri hesaplandı.
Bulgular: Toplam 4258 hasta, 34625 hasta günü, 6536 ventilatör günü, 98 üriner kateter günü, 601 santral venöz kateter günü ve 590 umblikal kateter günü izlendi. Hastane enfeksiyon hızı %3,26 (139/4258), hastane enfeksiyon insidans dansitesi %4,01 bulundu. Pnömoni 61’le (%43,88) ilk sıradaydı. Enfeksiyon etkeni olarak izole edilen suş sayısı 36 idi. Gram-negatif etkenler 23 (%63,88), gram-pozitifler 8 (%22,22) ve Kandida spp. 5 (%13,88) oranındaydı. En sık izole edilen gram-negatif izolat Klebsiella spp. 7 (%19,4) ve Pseudomonas spp. 7 (%19,4) idi. Enterobacteriaceae’lerde en etkili antibiyotikler meropenem ve imipenem olarak belirlendi. Gram-negatif enterik basillerde, genişlemiş spektrumlu beta laktamaz pozitifliği %63,64 olarak bulundu. Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde ventilatör ilişkili pnömoni hızı 6,73, ventilatör kullanım oranı %19 bulundu.
Sonuç: Her yoğun bakım ünitesi etkenlerini belirlemeli ve antimikrobiyal direnç paternlerini izlemelidir. Ampirik antibiyotik tedavi stratejilerini oluşturmalıdır. Hastane enfeksiyonlarının azaltılması veya tamamen önlenmesi aktif sürveyans sisteminin yürütülmesi, enfeksiyon kontrol kurallarına uyulması, alet kullanımının sınırlandırılması ve rasyonel antibiyotik kullanım kurallarına uyulması ile mümkün olabilir. (Gün­cel Pe­di­at­ri 2014;1:1-8)

Giriş

Yenidoğan bebeklerin immün sisteminin immatür olması, üriner, venöz ve arteriyel kateterlerin fazla kullanılması, bu bebeklerin daha fazla ventilatöre bağlanması ve daha uzun süre ventilatörde kalması hastane enfeksiyonları (HE) gelişmesini kolaylaştırır (1). Hastane enfeksiyonu gelişme oranı bebeğin gestasyon yaşı ve vücut ağırlığı ile ters orantılıdır (2). Prematüre bebek sayısındaki artışa paralel olarak Yenidoğan Yoğun Bakım Ünite’lerinde (YDYBÜ) yatan hasta sayısı her geçen gün artmakta, daha küçük bebekler yaşatılmaya çalışılmaktadır (3). Ünitede hastaların uzun süre izlenmesi, invaziv girişimler, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, total parenteral beslenme ve doğumsal anomaliler enfeksiyon riskini arttıran faktörlerdir (4-6). Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin hastane enfeksiyon hızları %5-%66 arasında değişmektedir (4,7). En sık görülen enfeksiyonlar kan dolaşım enfeksiyonları, pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonlarıdır. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde yatan prematüre bebeklerde, çoğunluğu önlenebilir olan enfeksiyonlardır ve bunlar çok hızlı ilerler. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde invaziv girişimler ve mortalite yüksek olduğu için bu hastalara ampirik antibiyotik başlama oranı da fazladır. Antibiyotiğin rasyonel olmayan kullanımı, dirençli enfeksiyonlara ve ölümcül kandida enfeksiyonlarına neden olur (8). Bu retrospektif çalışmada YDYBÜ’müzdeki etken profili, direnç durumu, invaziv alet kullanım oranları, enfeksiyon hızları, nozokomiyal enfeksiyonlar ve çözümlerin tartışılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntemler

Bu çalışmada 2009-2011 yılları (Veriler 01.01.2009-31.12.2011 dönemine aittir.) arasında Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi YYBÜ’de HE etkeni olarak izole edilen suşlar retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde 33 yatak bulunmaktadır. Ünitede 16 yatakta 3. düzey, 17 yatakta 2. düzey yoğun bakım hizmeti verilmektedir. Ünitemiz Erzurum ve çevresindeki sekiz ile hizmet vermektedir. Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde ikinci ve üçüncü düzeyde 10 ventilatör ve 6 continuous positive airway pressure (CPAP) kullanılmaktadır. Gün içinde bir yenidoğan uzmanı, iki çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, iki pratisyen hekim ve altı hemşire; gece ise bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, iki pratisyen hekim, dört hemşire çalışmaktadır. Üçüncü düzeyde gündüz dört, gece üç hemşire, ikinci düzeyde gündüz üç, gece iki hemşire çalışmaktadır. Hastane enfeksiyon tanısı için Centers for Disease Control and Prevention (CDC) tanı kriterleri kullanılmıştır (9,10). Hastaneye yatışı sırasında enfeksiyon hastalığı bulguları, hastalığın inkübasyon dönemine ait belirtileri olmayan hastalarda hastaneye yattıktan 48 saat sonra gelişen enfeksiyonlar hastane enfeksiyonu olarak değerlendirilmiştir. Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi (RSHM), Ulusal Hastane Enfeksiyonları Kontrol Birimi (UHESKB) kriterleri, hasta günü, doğum ağırlığı ve invaziv araç kullanımına göre aktif sürveyans yapıldı (7). Hastane enfeksiyon insidans dansitesi = (Hastane enfeksiyon sayısı/Hasta günü) x1000 ile Hastane enfeksiyonu insidansı (%) = Belirli bir zaman diliminde saptanan hastane enfeksiyonu sayısı/aynı zaman diliminde yatan hasta sayısı)x100 formülü ile hesaplanmıştır. Hastalara hedefe yönelik aktif sürveyans uygulanmıştır. Ventilatör ilişkili pnömoni (VİP) hızı: (Pnömoni olan hasta sayısı/ventilatör günü) x1000 ve ventilatör kullanım oranı (%) hesaplandı. Araç ilişkili enfeksiyon oranı= (Araç ilişkili hastane enfeksiyonu sayısı/araç uygulanan toplam hasta günü) olarak hesaplandı. Hastane enfeksiyonu düşünülen hastalardan, enfeksiyon odağı için idrar, balgam, beyin omurilik sıvısı, yara yeri, kateter, kan ve ventilatöre bağlı hastalardan endotrakeal aspirat kültürü alındı. Kan örnekleri için pediatrik BACTEC plus/F şişeleri kullanıldı. Trakeal aspirat kültürleri için %5 koyun kanlı agar ve eozin metilen blue (EMB) besi yeri kullanıldı. Trakeal aspirat kültürlerine kantitatif ölçüm yapıldı. Koloni sayısı >105 cfu/ml üremeler pozitif üreme olarak değerlendirildi (7).

Anlamlı sayıda üremesi olan hastalarda da kolonizasyonu dışlamak için hastane kökenli pnömoni tanısı için CDC’nin tanı kriterleri kullanıldı. Primer kan dolaşımı enfeksiyonu sınıfına, enfeksiyon odağının bilinmediği durumdaki kan dolaşımı enfeksiyonları veya damar içi kateterle ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonları alındı. Yerine göre diğer kültürlerde kanlı agar, çukulata agar, EMB kullanıldı. Mini-APİ (bioMerieux, France) sistemi kullanılarak bakteri identifikasyon ve antibiyotik duyarlılık testleri gerçekleştirildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan hastalar kilolarına göre <1000 gr, 1001-1500 gr, 1501-2500 gr ve >2501 şeklinde gruplandırıldı. Klinik bulgular, kültür sonuçları, radyolojik ve laboratuvar verileri HE tanısı için kullanıldı. Bu verilere dayanarak hastane enfeksiyon hızı, klinik tablolar, yenidoğanın kilosuna göre alet kullanım oranları, enfeksiyon etkenleri, yıllara göre dağılımları ve bu etkenlerin antibiyotik direnci belirlendi.

Bulgular

Veriler 4258 hasta, 34625 hasta günü, 6536 ventilatör günü, 98 üriner kateter günü, 601 santral venöz kateter günü ve 590 umblikal kateter günü üzerinden elde edildi. Hastane enfeksiyon hızı %3,26; hastane enfeksiyon insidans dansitesi ‰4,01 olarak bulundu. Ünitede izlenen 751-1000 gr arasındaki bebeklerde HE hızı %29,31, HE insidans dansitesi ‰19,45 olduğu görülmüştür. En yüksek HE hızları ve insidans dansitesi 1000 gr altındaki bebeklerde tespit edildi. Enfeksiyon bölgelerine bakıldığında 61’inde (%43,88) pnömoni, 48’inde (%34,53) kan dolaşımı enfeksiyonu, 13’ünde (%9,35) sistemik enfeksiyon, 10’unda (%7,19) gastrointestinal sistem enfeksiyonu, üçünde (%2,15) üriner sistem enfeksiyonu, ikisinde (%1,43) merkezi sinir sistemi enfeksiyonu ve ikisinde (%1,43) pnömoni dışı alt solunum yolu enfeksiyonu bulundu. En fazla pnömoni ve kan dolaşım enfeksiyonu görüldü. Kateter ilişkili üriner sistem enfeksiyonuna rastlanmadı. Tablo 1’de doğum ağırlıklarına göre HE hızları, Tablo 2’de HE’lerinin dağılımı verilmiştir.

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemizde üç yıl içinde hastane enfeksiyonu etkeni olarak 36 suş izole edildi. Üreyen mikroorganizmaların 23’ü (%63,88) Gram-negatif, sekizi (%22,22) Gram-pozitif bakteri ve beşi (%13,88) maya idi. Mayaların hepsi Candida albicans olarak identifiye edildi. En sık izole edilen Gram negatif izolatın yedisi (%19,4) Klebsiella spp., yedisi de (%19,4) Pseudomonas spp. idi. Bunları sırasıyla Escherichia coli üç (%8,33), Serratia marcescens iki (%5,56), Aeromonas spp. iki (%5,56) izledi. Pseudomonas spp.’de meropenem ve gentamisin direnci %33,3, imipenem ve siprofloksasin direnci %50, seftazidim direnci %33,3 saptandı. Nonfermanter basillerde amikasin ve piperasilin/tazobaktam direnci görülmedi. Örneklerde sefoperazon-sulbaktam dirençleri izolat sayısı yetersiz olduğundan değerlendirilemedi. Escherichia coli ve Klebsiella spp. ve diğer Enterobacteriaceae’lerde en etkili antibiyotikler meropenem ve imipenem olarak belirlendi. Genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) pozitifliği %63,64 olarak bulundu. Sekiz Gram-pozitif kok suşunun beşi (%62,5) Streptokok spp., üçü (%37,5) koagülaz negatif stafilokok (KNS) olarak tespit edildi. Sayı az olmakla birlikte üç KNS suşunun hepsi metisiline dirençli, Gram-pozitif koklarda en etkili antibiyotikler vankomisin (%100) ve teikoplanin (%100) olarak bulundu.

Tablo 3’de HE etkenleri, örneğin alındığı bölge ve oluşturduğu klinik tablolar görülmektedir. Gram-negatif çomakların antibiyotik direnç oranları Tablo 4’de verildi. Ünitemizde VİP hızı 6,73 (44/6536x1000), ventilatör kullanım oranı 19 bulundu. VİP en fazla 1000 gr altındaki bebeklerde görüldü. Tablo 5’de yenidoğanın ağırlığına göre ventilatör kullanım oranları ve enfeksiyon hızları, Tablo 6’da ise yıllara göre HE hızları ve insidans dansiteleri özetlendi.

Tartışma

Neonatolojideki gelişmeler sayesinde düşük doğum ağırlıklı prematüre bebeklerin yaşaması ve bu bebeklerin uzun süre YDYBÜ’lerinde izlenmesi bazı riskleri de beraberinde getirmiştir. Bunlardan en önemlisi neonatal HE’leridir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde invaziv aletlerin kullanımı ve geniş spektrumlu antibiyotik kullanımını gerektiren HE oranı %9,3-%25 bulunmuştur (11). Hastane enfeksiyonları önemli morbidite ve mortalite nedenidir (12). Hastane enfeksiyonlarında mortalite %7-%73 arasında değişmektedir. Yatıştan iki hafta sonra mortalitenin %50’sinden HE’leri sorumludur (13). Enfeksiyon riskini arttıran en önemli faktör prematürite ve düşük doğum ağırlığıdır (14). Bunlar dışında diğer faktörler uzun süren mekanik ventilasyon, santral kateter kullanımı, invaziv araçların kullanılması, tedavide geniş spektrumlu antibiyotiklerin uygunsuz, uzun süreli kullanımı, parenteral beslenme, anne sütü yerine mama ile beslenme, yetersiz sağlık ekibine karşı hasta yoğunluğu, uygunsuz mimari ve enfeksiyon kontrol önlemlerine uyulmamasıdır (2,9,12).

Gelişmekte olan ülkelerde neonatal enfeksiyon oranları, gelişmiş ülkelerden 3-20 kat daha fazladır (1).
Mai ve ark.’nın (15), iki yıllık çalışmalarında enfeksiyon hızı %6,82, Olukman ve ark. (16), İzmir’de yaptıkları bir çalışmada enfeksiyon hızı %8,07 olarak bulunmuştur. Bir yılda, 38 yataklı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi YDYBÜ’de hastane enfeksiyon hızı %12,1 (14); Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi YDYBÜ’de HE hızı %21,9 bildirilmiştir (17). Hacımustafaoğlu ve ark.’nın (7), YDYBÜ ve yenidoğan kliniğinde yaptıkları prospektif, kültür ve kliniğe dayalı çalışmalarında HE hızı %42,3, Çelebi ve ark.’nın (18), Bursa’dan sadece kültür üremelerini değerlendirerek yaptıkları yedi yıllık çalışmalarında ise HE hızı %12 olarak saptanmıştır. Yapıcıoğlu ve ark. (3) yoğun bakımdaki insidans dansitesini 1000 hasta günü için 18 enfeksiyon, HE insidans dansitesini ‰4,01 bildirmiştir. Bizim çalışmamızda 2009, 2010, 2011 yıllarında hastane enfeksiyon hızımız sırasıyla %3,75; 2,39; 3,87 olarak saptandı. Üç yıl genelinde HE hızı %3,26 olarak tespit edildi. Taburcu olduktan sonra enfeksiyonların izlenememesi, viroloji laboratuvarımızın olmaması, ölüm sonrası otopsi yapılmaması, klinik sepsis dışında kültür negatif olguların alınmaması ve retrospektif olması nedeni ile hızlarımızın gerçek değerinin yazımızda bildirdiğimizden daha yüksek olabileceğini düşünüyoruz.

Hastalık kontrol ve önleme merkezi ve 2003 yılında yayınlanan bir yayında YDYBÜ’de enfeksiyonlar sırasıyla kan dolaşımı enfeksiyonu, akciğer, gastrointestinal, göz, kulak, burun ve boğaz enfeksiyonları olarak verilmiştir (1,4,19,20). Enfeksiyonlar içinde vakalarımızda literatürden farklı olarak pnömoni (%43,88) ilk sırada yer aldı. Bunu primer kan dolaşımı (%34,53), sistemik enfeksiyon (%9,35), gastrointestinal sistem enfeksiyonu (%7,19), üriner sistem enfeksiyonu (%2,15), merkezi sinir sistemi enfeksiyonu (%1,43), pnömoni dışı alt solunum yolu enfeksiyonu (%1,43) izledi. Bazı çalışmalarda ise, çalışmamızla benzer şekilde pnömoni en fazla görülen enfeksiyon idi (14,15,21). Yalaz ve ark. (22), 2008-2010 yılları arasında Ege Üniversitesi’nde yaptıkları çalışmada ventilatör kullanım oranını 29, VİP hızını ‰13,76 ile en yüksek 1000 gramın altındaki bebeklerde bildirirken, Mai ve ark. (15), VİP hızını ‰28,7; Bolat ve ark. (14), %13,8; İnan ve ark. (17) VİP hızını ‰28,14 olarak bildirmişlerdir. Türkiye’nin veri ağı olan RSHM verilerinde 2008-2009 yılları arasında VİP hızı ‰7,17, ventilatör kullanım oranı 16 iken, internet temelli Ulusal Nozokomiyal Enfeksiyon Sürveyans Sistemi (NNIS) 2010 yılı verilerine göre 3. basamak YDYBÜ’de VİP hızı ‰1,3-‰0,4, ventilatör kullanım oranı 14-39 olarak tespit edilmiştir (23,24). Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemizde VİP hızı ‰6,73, ventilatör kullanım oranı 19, VİP en fazla 1000 gr’dan küçük bebeklerde görüldü. Veriler NNIS sonuçları ile karşılaştırıldığında araç kullanım oranımız kabul edilebilir sınırlarda, ama VİP hızımız yüksek, VİP oranımız ülkemizden bildirilen verilere benzer, hatta daha düşük oranlarda bulunmuştur. Ünitede VİP hızının azaltılması için, çalışan personelin eğitiminin arttırılması, mekanik ventilasyon endikasyonunu daha dar tutulması, ventilasyon gerekliliğinin her gün tekrar değerlendirilmesi ve aspirasyon tekniklerinin gözden geçirilmesi gibi acil önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Gelişmiş ülkelerde YDYBÜ’de, Gram-pozitif etkenler, gelişmekte olan ülkelerde ise Gram-negatif etkenler ön planda bildirilmiştir (1,4,8,19,20,25,26,27). Bazı çalışmalarda erken ve geç sepsis olmasına göre etkenler değişmektedir (21,28). Türkiye’de 16 merkezden ortak verilerle yapılan çalışmada YDYBÜ’de nozokomiyal sepsisin önemli problem olduğunu, Gram-negatif ajanlardan Klebsiella spp en sık etken olduğu saptanmıştır (1). Bir başka YDYBÜ’de en sık izole edilen patojen Klebsiella pneumoniae ve GSBL oranı %45,45 bulunmuştur. Mutlu ve ark. (25), YDYBÜ’de altı yıllık Gram-negatif sepsisleri inceledikleri çalışmalarında Gram-pozitif mikroorganizmalar %68, Gram-negatif %32 septisemi etkeni olarak sırasıyla Serratia marcescens(%16,4), Klebsiella spp. (%14,7), Pseudomonas spp. (%12) bildirilmiştir. Gram-negatif mikroorganizmalara en etkili antibiyotikler karbapenemler, kinolonlar ve amikasin bulunmuştur. Mireya ve ark. (8) KNS oranını %66,6, Enterococcus %3,3, Staphlococcus aureus %1,1, E. coli %13,3, Enterobacter %8,8, Pseudomonas %4,4, Klebsiella %2,2 olarak tespit edilmiştir. Yapıcıoğlu ve ark. (3), VİP’de Gram negatifleri(% 45,1), bakteriyemide en sık etkenin S. epidermidis (%51,3) olduğunu rapor etmişlerdir. Olukman ve ark. (16), Gram-negatif enfeksiyonları %44, Gram-pozitif enfeksiyonları %36, mantar enfeksiyonlarını %20, Gram-negatif mikroorganizmalarda ampisilin ve aminoglikozid direncini %100, GSBL oranını %100 olarak, Pseudomonas üreyen hastalarda yüksek düzey karbapenem ve beta laktam direnci, Gram-pozitif mikroorganizmalarda %80 metisilin direnci belirlemişlerdir. Bir üniversite hastanesi yoğun bakımlarında yapılan bir yıllık bir değerlendirmede YDYBÜ’sünde en sık enfeksiyon etkenleri Pseudomonas spp., Klebsiella spp. ve E.coli olarak bildirilmiştir (17). Türkmen ve ark. (26), sepsis çalışmasında en sık üreyen mikroorganizmaları KNS, S. Aureus ve Candida olarak tespit etmiş, KNS’ler penisiline %96, metisiline %90 dirençli, glikopeptitlere %100 duyarlı bulunmuştur. Staphlococcus aureus suşlarının penisiline direnç oranı %71,4 iken tamamı glikopeptidlere, metisiline, eritromisine ve klindamisine duyarlı rapor edilmiştir. Enterococcus spp., Serratiaspp. ve Escherichia coli suşlarında test edilen antibiyotiklere direnç saptanmamıştır. Enterobacters spp. suşları ampisilin-sulbaktama %100 dirençli, 3. kuşak sefalosporinlere ve karbapenemlere %100 duyarlı bulunmuş. Acinetobacter spp. ve Pseudomonas spp. suşlarında piperasilin direnci %100 bulunmuşur. Psödomonas suşlarının tamamı karbapenem, kinolon, aminoglikozid ve seftazidime duyarlı olarak tespit edilmiştir. Bizim çalışmamızda Gram negatif direnç oranı bu çalışmaya göre çok yüksek bulundu. Bu durum YDYBÜ’mizde karbapenemlerin daha yoğun olarak kullanılmasından kaynaklandığını düşündürmektedir. Karbapenem direncinin yüksek olduğu YDYBÜ’lerinde bu ilaçları kullanırken dikkat edilmeli, mümkünse alternatif ilaçlar seçilerek karbepenem kullanımına ara verilmelidir. Bütün bunları göz önüne aldığımızda ülkemizdeki YDYBÜ’lerinde ampirik antibiyotik seçiminde antibiyotik spektrumunun Gram-negatif çomakları kapsamasına dikkat edilmesi ve uygun vakalarda antipsödomonal gruptan ilaç seçilmesi gerekmektedir (7,16,17). Karbapenem direncinin Enterobacteriaceae’lerde daha az olması olumludur. Ancak nonfermanter grupta kinolon ve imipenem direncinin yüksek olması dikkatli kullanılmalarının gerekliliğini ortaya koymuştur. Bizim ünitemizde Gram-negatif enfeksiyon oranı (%63,88) ve GSBL pozitifliği %63,64, Gram-pozitif bakteri enfeksiyon oranı (%22,22), maya (%13,88) idi. Gram negatif izolatlardan Klebsiella spp. yedi (%19,4), Pseudomonas spp.yedi (%19,4), E. coli (%8,33), Serratia marcescens (%5,56), Aeromonas spp. (%5,56) olarak bulundu. Pseudomonas spp.’de meropenem direnci ve gentamisin direnci %33,3, imipenem direnci ve siprofloksasin direncini %50, seftazidim direncini %33,3 olarak tespit edildi. Nonfermanter basillerde en etkili antibiyotikler amikasin ve piperasilin/tazobaktam iken, E. coli ve Klebsiella spp. ve diğer Enterobacteriaceae’lerde en etkili antibiyotikler meropenem ve imipenem olarak belirlenmiştir. Mantar enfeksiyonlarının hepsi Candida albicans olarak identifiye edilmiştir. Streptokok spp. (%62,5), KNS (%37,5) oranında idi.

Bizim çalışmamızda Gram negatiflerin meropenem direnci çalışmalarda bildirilenden daha düşük, KNS’lerde %100 metisilin direncini örnek sayısının azlığına bağladık. Koagülaz negatif stafilakok ve Enterokoklarda vankomisin ve linezolid direncinin olmadığı görülmüştür. Çalışmamızda Gram-negatif enfeksiyonların ön planda olması sağlık personelinin ellerini yeterince yıkamaması ve/veya kontamine tıbbi aletlere bağlı olabileceğini düşündük. Gram negatif enfeksiyon oranımız, gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, gelişmiş ülkelerden bildirilen orandan daha yüksek idi.

Risk analizi yapılmaması, gestasyon yaşının, yatış süresinin, hastanın yatışının kaçıncı gününde enfeksiyon geliştiğinin kaydedilmemesi çalışmamızın kısıtlılığını oluşturmaktadır.

Çalışmamızın sonuçları, HE hızları, VİP hızları, gelişmekte olan ülkelere göre oldukça düşük, gelişmiş ülkelere göre nispeten daha yüksek, ülkemizdeki çalışmalarla kıyaslanabilir bulunmuştur. Birimimizde Gram negatiflerin baskın olduğu, en sık Klebsiella spp. ve Pseudomonas spp., Gram-pozitifler içinde en sık Streptokok spp., KNS ve glikopeptid direncinin olmadığı görülmektedir. Ünitemizin şartlarının düzeltilmesi ile enfeksiyon hızlarımız, morbidite ve mortalitemiz ciddi olarak azalacaktır.

Sonuç

YDYBÜ’müzde hastane enfeksiyonlarının ilk sırasında pnömonilerin bulunduğu, Klebsiella spp. ve Pseudomonas spp başta olmak üzere Gram negatiflerin baskın olduğu, bu mikroorganizmalarda antibiyotik direncinin sürekli arttığı görülmektedir. Tedavide ve profilakside akılcı antibiyotik kullanımı, uygun cilt bakımı ve anne sütü ile besleyerek immün sistemin desteklenmesine önem verilmelidir. Hastane enfeksiyonları mortalite, morbidite ve maliyeti arttırmaktadır. Bu nedenle VİP ve kateter ilişkili enfeksiyonları azaltmak için invaziv araç kullanımı sınırlandırılmalı ve sıkı enfeksiyon kontrol politikaları uygulanmalıdır. Bu politikalar içinde en önemlileri başta el hijyeni olmak üzere, maksimum bariyer önlemlerine uyulması, çalışanların periyodik eğitimi, hastanelerde sürveyans verilerinin takip edilmesi, yoğun bakımların kendi enfeksiyon etken durumlarını ve direnç oranlarını belirlemesidir.

Kaynaklar

1.    Turkish Neonatal Society; Nosocomial Infections Study Group. Nosocomial infections in neonatal units in Turkey: epidemiology, problems, unit policies and opinions of healthcare workers. Turk J Pediatr 2010;52:50-7.
2.    Cengiz AB. Yenidoğanda Sepsis ve Menenjit Tedavisi. Güncel Pediatri 2011;5:160-2.
3.    Yapicioglu H, Ozcan K, Sertdemir Y, Mutlu B, Satar M, Narli N, et al. Healthcare-associated infections in a neonatal intensive care unit in Turkey in 2008: incidence and risk factors, a prospective study. J Trop Pediatr 2011;57:157-64.
4.    Özdemir N, Soysal A, Bilgen H, Çulha G, Bakır M, Özek E. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi yenidoğan yoğun bakım ünitesi 2001 Yılı nozokomiyal infeksiyonları. Hastane infeksiyonları Dergisi 2004;8:256-60.
5.    Adams-Chapman I, Stoll BJ. Prevention of nosocomial infections in the neonatal intensive care unit. Curr Opin Pediatr 2002;14:157-64.
6.    Decembrino L, Perrini S, Stronati M. (Surveillance of infection events in neonatal intensive care). Minerva Pediatr 2010;62:41-5.
7.    Hacimustafaoglu M, Celebi S, Koksal N, Kavurt S, Ozkan H, Cetinkaya M, et al. Nosocomial infections in neonatology clinic and neonatal intensive care unit. Turk Arch Ped 2011;46:293-8.
8.    Mireya UA, Martí PO, Xavier KV, Cristina LO, Miguel MM, Magda CM. Nosocomial infections in paediatric and neonatal intensive care units. J Infect 2007;54:212-20.
9.    Huskins WC, Goldmann DA. Prevention and control of nosocomial infections in healty care fasilities that serve children. Hospital control of infections. In: Feigin RD, Cherry JD, Demmler GJ, Kaplan SL (eds). Textbook of pediatric infectious diseases. 5. Print. Philadelphia: WB Saunders, 2004:2924-41.
10.    Rosenthal VD, Maki DG, Graves N. The International Nosocomial Infection Control Consortium (INICC): goals and objectives, description of surveillance methods, and operational activities. Am J Infect Control 2008;36:1-12.
11.    Mussi-Pinhata MM, Nascimento SD. (Neonatal nosocomial infections. J Pediatr (Rio J) 2001;77:81-96.
12.    Perk Y. Yenidoğan Yoğun bakım enfeksiyonları; Korunma ve Kontrol. İ. Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp eğitimi Etkinlikleri. Hastane Enfeksiyonları; Korunma ve kontrol. Sempozyum Dizisi 2008;60:137-41.
13.    Tansuğ N. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerindeki hastane infeksiyonları. Sağlıkta Birikim 2006;1:32-8
14.    Bolat F, Uslu S, Bülbül A, Serdar C, Emrah C, Baş EK, et al. Hospital acquired bloodstream infections in neonatal intensive care unit. Turk Arch Pediatr 2011;46:130-6.
15.    Maı JY, Dong L, Lin ZL, Chen SQ. (Investigation and analysis of nosocomial infection in neonates. Zhonghua Er Ke Za Zhi 2011;49:915-20.
16.    Olukman Ö, Atlıhan F, Gülfidan G, Çalkavur Ş, Öztürk İC. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde nozokomiyal enfeksiyon etkenleri ve antibiyotik direnç özellikleri: Son bir yıllık deneyim. Deneysel ve Klinik Tıp Dergisi 2009;26:72-6.
17.    İnan D, Saba R, Keskin S, Öğünç D, Çiftçi C, Günseren F, ve ark. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitelerinde Hastane İnfeksiyonları. Türk Yoğun Bakım Dergisi 2002;2:129-35.
18.    Celebi S, Hacimustafaoglu M, Ozdemir O, Ozakin C. Nosocomial Gram-positive bacterial infections in children: results of a 7 year study. Pediatr Int 2007;49:875-82.
19.    Baltimore R S. Neonatal nosocomial infections. Semin Perinatol 1998;22:25-32.
20.    Polin RA, Saiman L. Nosocomial infections in the neonatal intensive care unit. Neo Reviews 2003;4:81-8.
21.    Çiftci E. Yenidoğan Enfeksiyonları: Sepsis ve Menenjitin Klinik Bulguları ve Tanısı. J Pediatr Inf 2011;5:157-9.
22.    Yalaz M, Altun Köroğlu Ö, Ulusoy B, Yıldız B, Akisu M, Vardar F. Evaluation of device-associated infections in a neonatal intensive care unit. Turk J Pediatr 2012;54:12835.
23.    Rosenthal VD, Maki DG, Jamulitrat S, Medeiros EA, Todi SK, Gomez DY, et al. International Nosocomial Infection Control Consortium (INICC) report, data summary for 2003-2008, issued June 2009. Am J Infect Control 2010;38:95-104.
24.    Ulusal hastane enfeksiyonları sürveyans ağı (UHESA) raporu özet veri, 2010. Refik saydam hıfzıssıhha merkezi başkanlığı ulusal hastane enfeksiyonları sürveyans ve kontrol birimi. Eylül 2011.
25.    Mutlu M, Aslan Y, Saygın B, Yılmaz G, Bayramoğlu G, Köksal İ. Neonatal sepsis caused by Gram-negative bacteria in a neonatal ıntensive care unit: a six years analysis. HK J Paediatr (new series) 2011;16:253-7.
26.    Yapicioglu H, Satar M, Ozcan K, Narli N, Ozlu F, Sertdemir Y, et al. A 6-year prospective surveillance of healthcare-associated infections in a neonatal intensive care unit from southern part of Turkey. J Paediatr Child Health 2010;46:337-42.
27.    Lee J H. Catheter-related bloodstream infections in neonatal intensive care units. Korean J Pediatr 2011;54:363-7.
28.    Bedford Russell AR. Neonatal sepsis. Paediatrics and Child Health 2011;21:265-9.

Anasayfa Arşiv Arama Menü