DERLEME

J Curr Pediatr 2011; 9: 127-132
Makale Geliş Tarihi:
Makale Kabul Tarihi:
*

Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara, Türkiye

**

Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara, Türkiye

***

Rize Eğitim Araştırma Hastanesi Rize, Türkiye

Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonları

Ölümcül hemolitik transfüzyon reaksiyonu prevalansı yaklaşık olarak ünite başına 1:200000`dir. Kan ürünü alırken ya da yirmidört saat içinde ortaya çıkan hemolitik transfüzyon reaksiyonu genellikle uygunsuz eritrosit süspansiyonu ve nadiren yüksek volümlü plazma transfüzyonu sonrasında oluşur. Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu verici eritrositlerindeki antijenlere karşı ikincil immun yanıta bağlıdır. İnkomplet kompleman aktivitasyon sonucu C3b ile kaplı eritrositlerin makrofajlarca fagositozu ya da Ig G kaplı eritrositlerin direkt hücre hücre etkileşimi ile doğal öldürücü hücrelerce yıkılması gibi farklı mekanizmalar intra ya da ekstra vasküler yıkıma yol açar. Hemolitik transfüzyon reaksiyonları klinik sonuçları değişik patolojik yolakların çalışmasıyla olur. Anafilatoksin formasyonu, sitokinlerin salınımı, kinin sistemi, intrinsik koagülasyon kaskadı ve fibrinolizis aktivasyonu sonucu sistemik inflamatuar yanıt meydana gelir. Mikrosirkülasyonda bozulma sonucunda hipotansiyon, dissemine intravasküler koagülasyon, yaygın kanama, renal yetmezlik ve şok tablosu ortaya çıkar. Bu derlemede hemolitik transfüzyon reaksiyonu semptomları geliştiğinde yapılması gereken laboratuvar çalışmaları, tedavi yaklaşımı ve önlemek için neler yapılabileceği vurgulanmıştır. (Güncel Pediatri 2011; 9: 127-32)

Giriş
Kan ve komponentlerinin transfüzyonu hematolojik açığı kapatmakta uygun ve etkili bir yoldur; ancak yan etkilerini de göz önünde bulundurmak hayati önem taşımaktadır. Bazı yan etkiler önlenebilmekle birlikte bazıları da önlenemez. Transfüzyon sırasında ve hemen sonrasında yan etki görülme insidansı %1-3 ve ciddi yan etki görülme oranı %0,5’tir (1,2). Kan transfüzyonunda, transfüze edilen kan ürünün biyolojik yarılanma ömrü kanda kalış süresini belirler. Alıcıda, kan ürünlerinin biyolojik yarılanma ömründen daha kısa sürede yıkılması hemolitik transfüzyon reaksiyonu olarak adlandırılır (1,2).
Hemolitik transfüzyon reaksiyonları üçe ayrılır:
1)Akut intravasküler hemoliz
2)Geç intravasküler hemoliz
3)Pseudohemolitik reaksiyonlar (immün kaynaklı olmayan hemoliz)
Akut İntravasküler Hemoliz
Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonları, verici eritrositlerin alıcı plazmasındaki antikorlar tarafından haraplanması sonucu oluşur. Amerika Birleşik Devletleri’nde ölümcül hemolitik transfüzyon reaksiyonu prevalansı 1/200000 Ü kan olarak bildirilmiştir (1). ABO uygunsuz hemolitik transfüzyon reaksiyonu, transfüzyona bağlı ölümlerin %41’ini oluşturur. Genellikle cerrahi veya akut medikal problem nedeniyle acil transfüzyon gerektirenlerde, büyük miktarda kan ihtiyacı olanlarda görülür. Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu antijen–antikor reaksiyonu ile başlatılan; kompleman, koagülasyon, kinin sistemlerinin aktive edildiği bir durumdur. Klinikte oluşan komplikasyonlar; şok, yaygın damar içi pıhtılaşma ve akut renal yetmezliktir. Hayatı tehdit eden hemolitik transfüzyon reaksiyonları daima verici kanının ABO tiplendirme ve tanımlanmasına ait hatalarla yanlış kan verilmesi sonucu oluşmaktadır. Diğer kan gruplarında uyumsuzluk sonucunda da alloantikorlarla alıcıda hemoliz görülebilir (3-6). Nedenleri; sekreterlik işleri, kimlik tanımlama hatası, yanlış etiketleme, kan bankasını ilgilendiren sorunları oluşturmaktadır. Kanın hastaya verilmesinden sorumlu olan doktor ve hemşire çok dikkatli olmalıdır. Doktor ilaç talimat formuna ayrıntılı olarak kan transfüzyonunun nasıl yapılacağını yazmalıdır. Kan hastaya takılmadan önce mutlaka kanın üstündeki kimlik bulguları okunur, kan verilecek hasta ile aynı olmasına çok dikkat edilir. Hasta başına gelindiğinde tekrar hastaya sözlü olarak kimliği; adı-soyadı sorulur, eğer hastanın şuuru açık değil ise başındaki dosyasından kimlik bilgileri kontrol edilir. Kan transfüzyonu başlarken damla sayısı düşük tutulmalıdır. Transfüzyon başlayınca hasta başında bulunulmalı, yan etkiler gözlenmelidir. Transfüzyona başlayıp hastanın yanından ayrılmak olabilecek komplikasyonların gözardı edilmesine neden olur, bu şekilde erken müdahale şansı ortadan kalkar (7-9).
Akut Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonlarında
Fizyopatoloji

Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonlarında kompleman sistemi, koagülasyon sistemi, kinin sistemi aktive olarak tablonun oluşmasına neden olurlar. Bunlar;
Kompleman Sistemi Aktivasyonu
Eritrosit üzerindeki antijene Ig M tipi antikor yapışır, kompleman sistemi aktive edilir. Anafilatoksinler oluşur (C3a,C5a). Oluşan anafilatoksinler damarsal geçirgenliği artırır, vazodilatasyon ve polimorfonükleer lökosit (PMNL) kemotaksisine neden olur. Mast hücrelerinden salınan vazoaktif aminler (histamin, serotonin) bu fizyopatolojilerin gerçekleşmesinde rol oynar. Sonuç olarak hipotansiyon ve şok oluşur. Diğer taraftan oluşan C9 eritrosit hemolizi yaparak tromboplastik ürünlerin oluşmasına neden olur. Tromboplastik ürünler yaygın damar içi pıhtı oluşmasına yol açar (10).
Koagülasyon Sistemi Aktivasyonu
Antijen antikor komplekslerinin Hageman faktörünü aktive etmesi, kompleman sistemi aktivasyonu üzerinden eritrosit lizisi ile oluşan eritrosit stroması ve trombosit aktivasyonu ile oluşan platelet faktör III (PF3), hipotansiyonun da eklenmesiyle koagülopatiye neden olur, bu durum yaygın damar içi pıhtılaşmanın başlangıcını oluşturur. Mikrodolaşımda trombüsler oluşur. Fibrinojen, trombosit, faktör V, faktör VIII düzeyi azalır. Plazmin artar, fibrinolitik sistem aktive edilir. Kontrol edilemeyen kanamalar oluşur (9).
Sitokinlerin Rolü
Son yapılan çalışmalarda monositlerde üretilen TNF-α, IL-β, IL-6, IL-8’in prokoagülan aktivitede artışa neden olduğu bildirilmiştir (11-15).
Kinin Sistemi Aktivasyonu
Antijen antikor kompleksi Hageman faktörünü aktive eder, bir diğer yolla kinin sistemini etkileyerek bradikinin oluşturur. Bradikinin kapiller permeabiliteyi artırır ve arteriolleri dilate eder. Sonuçta hipotansiyon oluşur ve immün komplekslerin direkt etkisi de eklenerek sempatik sinir sistemi uyarılır; norepinefrin ve diğer katekolaminlerin düzeyi yükselir. Bu katekolaminler organlardaki adrenerjik reseptörlerin yoğun bulunduğu vasküler yatakta (renal, splanknik, pulmoner ve kutanöz kapillerler) vazokonstriksiyon yapar (11-15).
Akut Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonlarında Tedavi
Başlangıç semptomlarının şiddeti transfüze edilen kan miktarına bağlıdır. Semptomların oluşması için 10-15 ml uygunsuz kan verilmesi yeterlidir. Hemolitik transfüzyon reaksiyonlarında semptom ve bulguların şiddeti; antijen spesifitesi, eritrosit miktarı, altta yatan hastalık, antikor titresi, immünglobulin alt sınıfı, antikorun etkidiği ısıya bağlıdır. Anestezi altındaki bir hastada başka bir bulgu olmadan cerrahi kesi yerinden kanama, hipotansiyon, hemoglobinüri görülebilir. Ortaya çıkan bulgular ile reaksiyonun ciddiyeti korele değildir. Semptom ve bulguların olduğu her hasta transfüzyon sırasında ve sonrasında yakın takibe alınmalıdır (9, 16, 17). Tablo 1’de akut hemolitik transfüzyondaki klinik bulgular ve laboratuar bulguları sunulmuştur.
Renal Yetmezlik
Sistemik hipotansiyon, renal vazokonstriksiyon ve renal intravasküler trombüs renal iskemiye neden olur. Böbreklerde tübüllerde serbest hemoglobin bulunur, ancak bu hemoglobin oligüri veya anüriden sorumlu değildir, esas mekanizma iskemidir. İskeminin derecesine göre fonksiyonel renal yetmezlik, akut tübüler nekroz veya bilateral renal kortikal nekroz görülebilir (9).
Laboratuvar
Transfüzyondan hemen sonra alınan kanda hemoglobinemi yokluğu ve D.Coombs’un negatif olması akut immün reaksiyon olmadığını kuvvetle düşündürür.
Şüpheli reaksiyondan saatler sonra kan alınırsa, eritrositler lizise uğrayacağı için D.Coombs negatif olabilir. Herhangi bir laboratuar parametresi pozitif ise ileri tetkik yapılır. Öncül testler negatif bulunsa bile, klinik hemolitik transfüzyon reaksiyonunu düşündürüyorsa araştırma derinleştirilir. Olası antikorlar araştırılmalı, immün kaynaklı olmayan hemoliz ekarte edilmeli, tekrar klinik değerlendirme yapılmalıdır. İmmün kaynaklı olmayan hemoliz durumlarında D.Coombs negatif ancak hemoglobinemi pozitif olabilir (9,16,17).
Transfüzyon Reaksiyonu Olduğunda Yapılacaklar
En kısa sürede olaya müdahale edilmeli, her transfüzyon reaksiyonu olduğunda A, B, O uygunsuzluğu olma ihtimali ile olaya yaklaşılmalıdır (8, 9).
1. Transfüzyon durdurulur.
2. Hastadan kan alınır. Sitratlı kandan tekrar kan grubu karşılaştırma testi ve direkt coombs testi yapılır. Santrifüj edilen kanın plazması hemoliz ve bilirubin açısından denetlenir.
3. Damar yolu açık tutulup izotonik infüzyonuna başlanır.
4. Ateş, nabız, solunum hızı, kan basıncı gibi vital bulgular saptanır ve yakın takip edilir.
5. Tam fizik muayene yapılır (Kanama, kaşıntı, solunum güçlüğü).
6. Akciğer bulguları varsa oksijen vermeye başlanır.
7. Kayıtlar kontrol edilir (Hasta kan grubu, kan etiketleri, formlar).
8. Mümkün olan en kısa sürede mekanik hemolizden sakınarak kan örnekleri, kan torbası, iğnesiz transfüzyon seti, birlikte kullanılan IV çözeltiler, ilgili form ve etiketler kan bankasına iletilmelidir.
9. Hemoliz görünümü varsa; haptoglobulin düzeyine bakır.
10. İdrar alınıp incelenir (idrar miktarı, hemoglobinüri).
11. Pulmoner bulgular varsa, akciğer grafisi çekilir.
12. Durum değerlendirilip uygun tedavi yapılır.
13. Şüphelenilen kan transfüzyonu kan bankası personeline bildirilir.
Akut Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonlarında Tedavi
Klinik bulgular gelişmeden hipotansiyon, şok, renal yetmezlik ve yaygın damar içi pıhtılaşmayla mücadele edilir (7, 9). Tedavi ve önlemler Tablo 2’de sunulmuştur.
Bunlar;
1) Yeterli İntravenöz Hidrasyon
Hastanın sistolik kan basıncını belirli seviyede tutacak şekilde başlangıç olarak 20-30 cc/kg serum fizyolojik infüze edilir ve 3000 cc/m2/gün serum fizyolojik ya da kristaloidlerle sıvı tedavisine devam edilir (11,18). Eğer şok önlenir veya yeteri kadar tedavi edilirse, genellikle renal yetmezlikten kaçınılmış olur. Renal perfüzyonun yeterliliği idrar çıkışıyla ölçülebilir. Altta yatan kardiyak ve/veya renal hastalık tedaviyi komplike hale getirebilir.
2) Antihistaminik
3) Diüretikler

Böbreklere kan akımını ve idrar çıkışını artırmak için aynı zamanda diüretik ajanlar eklenir. Furosemid 1-2 mg/kg/doz veya eşdeğeri intravenöz yolla verilir. İdrar çıkışı 2 cc/kg/saat olacak şekilde diüretik dozu tekrarlanabilir. İntravenöz furosemid; renal kan akımını artırır ve diürezi sağlar (1). Hidrasyon uygun, ancak furosemid etkisiz ise akut tübüler nekroza (ATN) işaret eder. Hızlı diürez hipotansiyonu daha da kötüleştirebilir.
Ozmotik diürez için %20’lik mannitoldan 100ml/m2 yükleme yapılıp 30ml/m2/saat 12 saatlik infüzyon yapılır. Mannitol; idrar çıkımını artırır, ancak altta yatan renal iskemiyi düzeltmeye katkısı düşüktür. Akut tübüler nekroz sonrası mannitol hipovolemi, konjestif kalp yetmezliği, pulmoner ödeme neden olabilir. Mannitol diürezi böbreği yetmezlikten korumaz, fakat yüksek idrar çıkım hızı posthemolitik hiperkalemi tedavisini daha kolaylaştırır. Akut tübüler nekroz teşhisi konduğunda, sıvı ve elektrolit dengesi korunmalıdır. Akut ve kronik zeminde diyaliz sıvı ve elektrolit dengesini düzeltebilir. Nefroloji ile acil konsültasyon gerekir.
Masif hemoliz sonrası, plazmada hayatı tehdit eden düzeyde potasyum birikebilir, böbreklerle ilgili patolojiler (ATN gibi) bu durumu daha da kötüleştirebilir. Hemolitik epizod sonrası potasyum seviyesi takip edilmelidir.
4) Vazopressör Ajanlar
Adrenalin 1/1000’lik solüsyondan 0,01mg/kg intramuskuler veya subkutan uygulanır.
Dopamin: (1-5 µg/kg/dk) Düşük dozlarda renal kan akımını artırır, kardiyak outputu artırır.
Renal kan akımını azaltan vazopressör ajanlar kontrendikedir.
Geç Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonu
(Geç Ekstravasküler Hemoliz)

Genellikle transfüzyondan 1-10 gün sonra görülen ancak günler veya haftalar sonra da oluşabilen reaksiyonlardır. Alıcıda uygunluk testi sırasında tespit edilemeyen antikorlar, transfüzyon sonrası sekonder immün yanıt olarak hızla artar ve verilen eritrositleri yıkar. Geç ekstravasküler hemoliz özellikle multitransfüzyon alanlarda görülür. Bu hastalarda alt gruplar baştan itibaren belirlenmeli, uygunsuz kan verilmemeye azami dikkat gösterilmelidir. Aksi halde hemoglobini artırmak için verilen kanlar alt gruplar olarak uygunsuzsa, hemoglobin düzeyi başlangıç değerinin daha da altına inebilir. Çapraz karşılaştırma çok önemlidir. Ig G ve C3b ekstravasküler hemolize yol açar. Rh(E,c), Kell, Kidd, Duffy, MNS... ile alloimmünizasyon sonucu geç ekstravasküler hemoliz olabilir (19).
İnsidansı 1/4000-1/22000 ünitedir. En sık görülen transfüzyon reaksiyonlarıdır. Semptomatik veya asemptomatiktir. Hafif ateş veya eşlik eden anemi görülmesi geç ekstravasküler hemolizi düşündürür. Hemoliz ekstravasküler olarak gerçekleşir. Hafif ateş en sık semptom olmasına rağmen hemoliz asemptomatiktir, tanı kanama bulgusu olmadan hematokrit düzeyinde düşme ile konur. Bilirubin düzeyi artar. Coombs pozitifleşir (yeni antikor oluşumu). Eritrositlere karşı beklenmeyen antikorlarda artış vardır. Ağır olgularda hemoglobinüri, haptoglobulin miktarında düşüş görülebilir (7, 8, 20).
Geç Ekstravasküler Hemolizde Tedavi
Uygun hidrasyon yapılmalı, yakından hasta izlenmelidir. En önemlisi alt grubu uygun olan kan ile transfüzyon yapmaktır (20).
Non İmmün Hemoliz (Pseudohemolitik Reaksiyonlar)
Ürünün bakteriyel kontaminasyonu, enfeksiyonlar, aktarma veya depolama işlemi sırasında uygun olmayan ısılarda tutma, kanın donörden alınışı sırasında kötü işlemlenmesi, ilaçlar veya hipotonik çözeltilerle aynı setten verilmesi, hasta veya vericide intrensek eritrosit defekti, mekanik hemoliz, mekanik travma, yaşlı eritrositlerin verilmesi, yetersiz gliserolize edilen ve dondurulup çözdürülen eritrositler, hipotonik sıvılarla mesane yıkanması, büyük hematomlar immun olmayan hemoliz nedenleridir (8, 21, 22).
1) Bakteriyel Kontaminasyon
Eğer plazma kahverengi veya mor renkli ise, opak veya bulanık ise, sıvı kanda anormal kitleler veya pıhtı mevcut ise, gaz veya özel koku yayılıyor ise donör kanının bakteriyel kontaminasyonu düşünülür. Mikroorganizmalar kanı hemolize edebilirler; ancak ateş, ağrı, hipotansiyon gibi semptomların nedeni endotoksin salınımıdır, intravasküler hemolize bağlı değildir (23). Çeşitli ısılarda üretmek amacıyla kültürler alınır. Gram boyama yapılır.
2) Enfeksiyonlar
Malarya, Clostrodium welchii, enfeksiyoz mononükleoz hemolize neden olabilir (23).
3) Aktarma veya Depolama İşlemi Sırasında Uygun  Olmayan Isılarda Tutma
Kan bankasındaki işlemler, kan bankasından ışınlamaya götürülmesi, ışınlama biriminden hastaneye götürülmesi, kanın hastane içerisinde kullanılmasına kadar yapılan aktarma veya depolama işlemleri sırasında uygun olmayan ısılarda tutulması kanın hemolizine neden olur. Kan 37oC’nin üzerinde ısıtılmaz. –3,+50 arasındaki değerler dışında geri dönüşümsüz hemoliz oluşur. Kan kesinlikle buzlukta saklanmaz, buzdolabında +4oC’de muhafaza edilir. Erişkinde 50cc/kg/saat, çocukta 15cc/kg/saat (yenidoğan dönemi hariç) altındaki transfüzyon hızlarında kanın ısıtılması gerekmez.
4) Kanın Donörden Alınışı Sırasında Kötü İşlemlenmesi
5) İlaçlar veya Hipotonik Çözeltilerle Aynı Setten  Verilmesi
6) Hasta veya Vericide İntrensek Eritrosit Defekti 
G6PD eksikliği, orak hücreli anemi, otoimmün nedenler, paroksismal nokturnal hemoglobinüri hemoliz sebebi olabilir.
7) Mekanik Hemoliz
Pompalar, ekstrakorporeal dolaşım, basınçlı infüzyon pompaları, küçük lümenli iğneler mekanik olarak hemolize neden olabilirler.
8) Mekanik Travma
Hastada veya vericide valvular-arterial protezler olması, trombositopenik purpura, hemolitik üremik sendrom mekanik travma ile hemoliz nedeni olabilirler.
9) Yaşlı Eritrositlerin Verilmesi
10) Yetersiz Gliserolize Edilen ve Dondurulup Çözündürülen Eritrositler

11) Hipotonik Sıvılarla Mmesane Yıkanması
Prostat ameliyatı sonu hipotonik çözeltilerle mesane irrigasyonunun dahi ozmotik hemoliz yaptığı bildirilmiştir.
12) Büyük Hematomlar
Sekestrasyona neden olarak pseudohemolitik nedenler arasına girerler.
Transfüzyon Reaksiyonları Nasıl Önlenebilir?
En sık hemoliz nedeni ABD’de etiketleme hataları veya alıcı ile vericinin kan gruplarının, çapraz karşılaştırmanın kontrol edilmemesi olarak tanımlanıyor (24). Bu nedenle hasta başında torbanın kan grubu ve kan ürününün alıcı adına olup olmadığının kontolü çok önemlidir. Çapraz karşılaştırma çok önemlidir. Multitransfüzyon alan hastalarda alt grup uygunsuz kan verilmemelidir. İnsan hataları önlenebilir. En etkili olanı gereksiz transfüzyon yapmamaktır. Ancak tüm transfüzyon reaksiyonlarını önleyebilmek bugün için gerçekçi değildir, çünkü antikor belirleme testlerimiz tüm antikorları belirleyecek kadar duyarlı değildir veya anamnestik yanıtı belirleyemez (8, 9).

 

Yazışma Adresi/Address for Correspondence Dr. İkbal Ok Bozkaya
Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ankara, Türkiye
Tel: +90 312 596 96 58 Faks: +90 312 347 23 30
E-pos­ta: ikbalok@yahoo.com
Geliş Tarihi/Received: 05/04/2011  Kabul Tarihi/Accepted: 18/08/2011

Kaynaklar

1. Williamson LM, Lowe S, Love EM, Cohen H, Soldan K, McClelland DB et al. Serious hazards of transfusion (SHOT) initiative: analysis of the first two annual reports. BMJ 1999;319:16-9.
2. Sesok DA. Acute and Delayed Hemolytic Transfusion Reactions. In: Hillyer CD, Hillyer KL, Strobl FJ, Jefferies LC, Silberstein LE eds. Handbook of Transfusion Medicine. California: Academic Pres, 2001: 248-50.
3. Baughn MR, Whitacre P, Lo GS, Pandey S, Lane TA. A mild acute hemolytic transfusion reaction in a patient with alloanti-Ge3: a case report and review of the literature. Transfusion 2011;51:1966-71.
4. Goodell PP, Uhl L, Mohammed M, Powers AA. Risk of hemolytic transfusion reactions following emergency-release RBC transfusion. Am J Clin Pathol 2010;134:202-6.
5. Irani MS, Richards C. Hemolytic transfusion reaction due to anti-IH. Transfusion 2011;51:2676-8.
6. Xu Z, Duffett L, Tokessy M, Cote J, Goldman M, Saidenberg E. Anti-AnWj causing acute hemolytic transfusion reactions in a patient with aplastic anemia. Transfusion 2012.[Epub ahead of print]
7. Sloan S. Friedman DF, Kao G, Kaufman RM, Silberstein L. Adverse Effects of transfusion. In: Orkin SH, Fisher DE, Look AT, Lux SE, Ginsburg D, Nathan DG eds. Hematology of Infancy and Childhood, 7 th edition. Philadelphia: Saunders Elsevier, 2009:1636-8.
8. Eder AF. Transfusion Reactions. In: Hillyer CD, Strauss RG, Luban NLC eds. Handbook of Pediatric Transfusion Medicine. California: Academic Pres, 2004;301-15.
9. Strobel E. Hemolytic Transfusion Reactions. Transfus Med Hemother 2008;35:346-53.
10. Huber-Lang M, Sarma JV, Zetoune FS, Rittirsch D, Neff TA, McGuire SR et al. Generation of C5a in the absence of C3: a new complement activation pathway. Nat Med 2006;12:682-7.
11. Hod EA, Cadwell CM, Liepkalns JS, Zimring JC, Sokol SA, Schirmer DA et al. Cytokine storm in a mouse model of IgG-mediated hemolytic transfusion reactions. Blood 2008;112:891-4.
12. Engelfriet CP. Blood Transfusion Reactions. In: Roitt IM, Delves PJ. Encyclopedia of Immunology. Academic Press, 2004;346-9.
13. Aronson JK. Blood cell transfusion and bone marrow transplantation Meyler's Side Effects of Drugs: The International Encyclopedia of Adverse Drug Reactions and Interactions. Oxford, Elsevier 2006;529-44.
14. Whitsett CF. Transfusion Reaction. In: Reed AP, Yudkowitz FS. Clinical Cases in Anesthesia, Third Edition; 2005;269-78.
15. Wadhwa M, Seghatchiany J, Thorpe R. Are Cytokines in Platelet Concentrates Responsible for Febrile Transfusion Reactions Transfus Sci 1997;18:367-71.
16. Bryan S. Hemolytic Transfusion Reaction: Safeguards for Practice. J Perianesth Nurs 2002;17:399-403.
17. Josephson CD, Hillyer CD. Acute hemolytic transfusion reactions. In: Hillyer CD, Shaz BH, Zimring JC. Transfusion Medicine and Hemostasis: Clinical and Laboratory Aspects. First edition; California, Elsevier, 2009; Chapter 55;317-21.
18. Öztürk G. Pediatride transfüzyon pratiği.Ed: Anak S, Aydoğan G,Çetin M. Pediatrik Hematoloji. Birinci baskı; İstanbul, İstanbul Medikal Yayıncılık, 2011; Bölüm 12; 925-45.
19. de Montalembert M, Dumont MD, Heilbronner C, Brousse V, Charrara O, Pellegrino B et al. Delayed hemolytic transfusion reaction in children with sickle cell disease. Haematologica 2011;96:801-7.
20. Talano JA, Hillery CA, Gottschall JL, Baylerian DM, Scott JP. Delayed hemolytic transfusion reaction/hyperhemolysis syndrome in children with sickle cell disease. Pediatrics. 2003;111:e661-5.
21. Heddle NM. Pathophysiology of febrile nonhemolytic transfusion reactions. Curr Opin Hematol 1999;6:420-6.
22. Josephson CD. Febrile Non-hemolytic Transfusion Reactions. In: Hillyer CD, Shaz BH, Zimring JC. Transfusion Medicine and Hemostasis: Clinical and Laboratory Aspects. First edition; California, Elsevier, 2009; Chapter 53; 309-10.
23. Jamaali F and Ness PM. İnfections Complication, Handbook of Pediatric Transfusion Medicine, California: Academic Pres, 2004; Chapter 28; 329-43.
24. Massey E PG. Haemolytic transfusion reactions. In: Murphy MF PD. Practical Transfusion Medicine. Third edition; Blackwell Publishing; 2009; Chapter 7; 72-80.

Anasayfa Arşiv Arama Menü