OLGU SUNUMU

J Curr Pediatr 2015; 13: 72-76
Makale Geliş Tarihi: 04.10.2013
Makale Kabul Tarihi: 06.05.2014
*

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Enfeksiyon Hastalıkları Klinik İmmünoloji ve Allerji Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

**

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

***

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye

****

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, Nöroradyoloji Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

Yanlış Tanı Almış İntrakraniyal Tüberkülom

Merkezi sinir sistemi (MSS) tüberkülozu nadir görülmesine rağmen tedavi gecikirse nörolojik sekellere ve mortaliteye yol açmaktadır. Dokuz yaşında kız hasta konvülziyon geçirme yakınmasıyla kliniğimize getirildi. Konvülziyonları devam ettiği için çekilen kranyal manyetik rezonans görüntüleme (MRG) görüntülemelerine göre akut disemine ensefalomyelit düşünülerek steroid tedavisi verilmiş. Konvülziyonlarının tekrarlaması nedeniyle tarafımıza getirilen hastanın muayenesinde bilateral papilödem dışında patolojik muayene bulgusu saptanmadı. Tüberkülin deri testi 19 mm bulundu. Tüberkülin deri testi pozitifliği, tüberkülozlu bireyle temas öyküsü, toraks ve kranyal görüntülemelerde tüberkülozla uyumlu bulgular, hastanın semptom ve muayene bulguları ile birlikte değerlendirilerek intrakraniyal tüberkülom tanısı kondu. Antitüberküloz tedavi ve deksametazon tedavisi başlandı. Hastanın iki yıllık izleminde herhangi bir komplikasyon gözlenmedi. İntrakraniyal tüberkülom MSS tüberkülozunun nadir rastlanan, morbidite ve mortalitesi yüksek bir formudur. Klinik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinin spesifik olmaması nedeniyle, MMS patolojilerinde ayırıcı tanıda akılda tutulması gerekir. Erken tanı ve tedavi iyi prognoz açısından önemlidir.

Giriş

Tüberküloz her yıl yaklaşık dokuz milyon insanı etkileyen dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunudur. Çocukluk çağında merkezi sinir sistemi (MSS) tüberkülozu tüm tüberküloz olgularının %4’ünü oluşturur (1). İntrakraniyal tüberkülom ise çocuklardaki MSS tüberkülozlarının %2’sinde saptanır (2). İntrakraniyal tüberkülom olgularının çoğu çocuklar ve 30 yaş altı genç erişkinlerdir (3,4). Pediyatrik intrakraniyal tüberkülom olgularının yaklaşık yarısında enfeksiyon kaynağı aile çevresidir (4). Semptom ve bulgular arasında ateş, baş ağrısı, kusma, kilo kaybı, konvülziyon, fokal nörolojik bozukluk, kraniyal sinir felçleri yer alır. MSS tüberkülozunda önerilen tedavi yöntemi temel antitüberküloz ilaçlarının (isoniazid, rifampsin, pirazinamid, etambutol) 12 ay süreyle kullanılmasıdır. Erken tanı ve tedavi, mortaliteyi ve ciddi komplikasyonları azaltır.

Akut dissemine ensefalomyelit (ADEM), beyin ve spinal kordda ak maddeyi tutan inflamatuvar demyelinizan bir hastalıktır. Özellikle viral enfeksiyonların ve aşılamaların hastalığın patogenezinde rol aldığı düşünülmektedir. Tüberküloz gibi geçirilmiş veya gizli bakteriyel enfeksiyonların da, immün sistemde değişikliğe yol açarak hastalığa neden olabileceği öne sürülmüştür (5,6).

Konvülziyon nedeniyle götürüldüğü hastanede ADEM tanısı konularak yüksek doz steroid tedavisi uygulanan, ancak konvülziyonları devam ettiği için çekilen kranyal manyetik rezonans görüntülemede (MRG) multipl tüberkülomları saptanarak intrakraniyal tüberküloz tanısı konan hasta, MSS tüberkülozunda klinik ve görüntüleme bulgularının önemine dikkat çekmek için sunulmuştur.

Olgu Sunumu

Dokuz yaşında kız hasta konvülziyon geçirme yakınmasıyla kliniğimize getirildi. İlk kez beş ay önce Azerbaycan’da, gözde siyah-beyaz görüntü görme, ardından göz ve başta sola deviasyon, kol ve bacaklarda kasılma şeklinde konvülziyon geçirmiş. Elektroensefalografide (EEG) sağ temporoparyetal ve sol santroparyetal bölgede hipereksitabilite saptanmış ve epilepsi ön tanısıyla karbamazepin tedavisi başlanmış. Konvülziyonları devam ettiği için Türkiye’de başvurduğu bir sağlık kuruluşunda, kranyal MRG’de her iki serebellar ve serebral hemisferler ile ponsta, belirgin ödem zonu olan ve çevresel kontrast tutan çok sayıda lezyon saptanmış (Resim 1). Bu bulgularla ADEM düşünülerek beş gün yüksek doz (30 mg/kg/doz) metilprednizolon, ardından altı hafta idame (2 mg/kg/gün) metilprednizolon tedavisi verilmiş. Steroid tedavisi sonrası, ilk görüntülemeden iki ay sonraki kranyal MRG’de lezyonların boyutlarında ve çevresel ödem etkilerinde artış görülmüş (Resim 2). Konvülziyonlarının tekrarlaması ve kranyal görüntülemede ilerleyici bulguların varlığı nedeniyle tarafımıza getirilen hastanın muayenesinde bilateral papilödem dışında patolojik muayene bulgusu saptanmadı. Tam kan sayımı ve rutin biyokimya testleri normal bulundu. Kranyal MRG’de serebellar tonsiller 5 mm inferiora herniye saptandı. Bu nedenle lomber ponksiyon yapılmadı. Dayısının akciğer tüberkülozu nedeniyle tedavi gördüğü öğrenildi. Tüberkülin deri testi 19 mm bulundu (BCG skarı yoktu). Anti HIV negatif olarak saptandı. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) mediastende aortopulmoner, sağ alt paratrakeal, sol hiler lenfadenomegali, akciğer parenkiminde tüberküloz ile uyumlu infiltrasyon alanları saptandı.

Tüberkülin deri testi pozitifliği, tüberkülozlu bireyle temas öyküsü, toraks BT ve kranyal MRG’de tüberkülozla uyumlu bulgular olması, hastanın semptom ve muayene bulguları ile birlikte değerlendirilerek intrakraniyal tüberkülom tanısı kondu. Hastanın Azerbaycan’da yaşıyor olması ve eski Sovyet ülkelerinde çoklu ilaca dirençli tüberküloz sıklığının yüksek olması nedeniyle beşli antitüberküloz (izoniazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol, streptomisin) ve deksametazon tedavisi başlandı. Açlık mide suyu kültürünün 25. gününde rifampisine dirençli Mycobacterium tuberculosis ürediği için rifampisin kesildi. Etambutol 2 ay sonra kesildi, diğer ilaçlar 9 aya tamamlandı.

Antitüberküloz tedavinin üçüncü haftasında çekilen kranyal MRG’de lezyonlarda belirgin gerileme, vazojenik ödemde azalma ve tonsiller ektopide gerileme tespit edildi (Resim 3). Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde basınç normal, renk berrak, protein 21,7 mg/dL, glukoz 61 mg/dL (eş zamanlı kan glukozu 110 mg/dL), klor 122 mmol/L idi. BOS’ta M. tuberculosis polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) negatif bulundu, BOS kültüründe üreme olmadı. Hastanın iki yıllık izleminde herhangi bir komplikasyon gözlenmedi.

Tartışma

İmmünosüpresif tedavi kullanımının artması, HIV enfeksiyonundaki artış, dirençli M. tuberculosis suşlarınının çoğalması, tüberkülozun tekrar artış göstermesine katkıda bulunmuştur. MSS tüberkülozu yeni antitüberküloz ilaçların bulunması ve gelişmiş görüntüleme yöntemlerine rağmen ölüme ve ciddi nörolojik hasara neden olmaktadır. Primer enfeksiyon alanından hematojen yolla beyin ve spinal korda gelen M. tuberculosis, subpial ve subepandimal alanda odak (Rich odağı) oluşturur. Bu odağın subaraknoid aralığa rüptüre olmasıyla menenjit gelişir. Odağın rüptüre olmadan büyümesi ise tüberkülom ile sonuçlanır (7). Olgumuzun konvülziyon şikayeti ile başvurması primer nörolojik bir hastalığı düşündürmüş, ancak kranyal görüntülemelerdeki tüberkülozla uyumlu bulgular saptanması nedeniyle, tüberküloz temas öyküsü sorgulanarak MSS tüberkülozu tanısı konulmuştur. Özellikle endemik ülkelerde, nörolojik semptomların varlığında MSS tüberkülozu akılda tutulmalıdır.

MSS tüberkülozu, görüntüleme bulguları spesifik olmadığından diğer enfeksiyonlar (bakteri, virüs, mantar, parazit), leptomeningeal tutulum gösteren inflamatuvar hastalıklar (romatolojik hastalıklar, sarkoidoz) ve primer-sekonder tümörlerle karışabilir (8-10). Difüzyon ağırlıklı MRG’de piyojenik apse ile tüberkülom ve tümör arasındaki ayırıcı tanıda faydalıdır (11). Ayrıca BT eşliğinde stereotaksik cerrahinin intrakraniyal tüberkülomların tanı ve tedavisinde başarılı olduğunu gösteren yayınlar vardır (12). Tüberkülomlar kontrastlı BT’de nodüler veya çevresel kontrast tutan lezyonlar şeklinde görülür. MRG’de nonkazeöz lezyonlar T1 ağırlıklı görüntülerde hipointens, T2 ağırlıklı görüntülerde hiperintens görülür ve homojen kontrast tutar. Solit merkezli kazeöz lezyonlar T1 ve T2 ağırlıklı görüntülerde izointens veya hipointens görülür. Kazeöz lezyonlar ise T1 ağırlıklı görüntülerde hipointens, T2 ağırlıklı görüntülerde hiperintens görülür ve yüksek lipid içeriği nedeniyle MRG spektroskopide lipid piki oluşturur (13).

ADEM’e ait spesifik biyolojik bir belirteç tanımlanmaması nedeniyle tanısı zordur ve genellikle klinik ve radyolojik bulgulara göre konur (14). Birçok olguda BT ile serebral ak maddede gadolinyum tutulumu gösteren hipodens lezyonlar saptanır. MR görüntülemede gadolinyum ile daha iyi görüntülenen, T2 ağırlıklı ve FLAIR incelemelerde ak maddede lezyonlar saptanır (5). ADEM’in ayırıcı tanısında multipl skleroz, enfeksiyöz meningoensefalit, antifosfolipit antikor sendromu, MSS vaskülitleri ve nörosarkoidoz gibi hastalıklar yer alır. Olgumuzun kranyal MR görüntülerinde serebral ve serebellar yerleşimli, periferinde ödem zonu bulunan çevresel kontrast tutan çok sayıda lezyon saptandı. İlk başvurduğu sağlık kuruluşunda yanlışlıkla ADEM olarak değerlendirilen lezyonlar tüberkülom ile uyumlu bulundu. Postenfeksiyöz ensefalomyelit olarak da bilinen ADEM’in etyolojisinde tüberküloz nadiren bildirilmiştir (14-16). MSS tüberkülozu ve ADEM birlikteliği olan olgularda ise tüberkülom saptanmamıştır. Hastamızın semptom ve kranyal görüntülemeleri ADEM’le uyumlu bulunmadığı için ADEM tanısı düşünülmedi.

İlaca dirençli M. tuberculosis suşlarının artması, özellikle gelişmekte olan ülkelerde tedavi başarısızlığını arttırmaktadır. Bu nedenle BOS veya diğer bölgelerden basil üretilerek antitüberküloz direnç varlığının araştırılması tedavi başarısı açısından oldukça önemlidir. Sadece rifampisine dirençli olgularda, isoniazid, streptomisin ve pirazinamid kullanıldığı 9 aylık tedavi önerilir (17). Olgumuzun mide sıvısında M. tuberculosis’in üretilip rifampisin direncinin saptanması tedavinin etkili bir şekilde sürdürülmesine katkıda bulunmuştur.

Tüberküloz menenjitten farklı olarak intrakraniyal tüberkülomda kortikosteroid kullanımı ile ilgili kontrollü çalışmalar bulunmamakla birlikte genellikle önerilir (18,19). Ayrıca kortikosteroidin semptomlarda düzelme, konvülziyonların kontrolü ve tüberkülom boyutunun azalmasında olumlu etkisi olduğu bildirilmiştir. Olgumuza ADEM tanısı konulduğunda verilen kortikosteroid tedavisinin hastanın semptomlarında geçici bir düzelmeye neden olduğu fakat antitüberküloz tedavi almadığı için yakınmalarının devam ettiği düşünüldü.

Çocuklarda MSS tüberkülozunda mortalite %13-23 civarındadır (2,4). Antitüberküloz tedavi başlandıktan sonra intrakraniyal tüberkülomların büyümesine bağlı klinik kötüleşme intrakraniyal tüberkülozun diğer formlarında da görülebilen bir komplikasyondur (20). Olgumuzda tedavideki gecikmeye rağmen sekel bulunmaması daha önce kullanılmış olan steroid tedavisinin ödemi azaltıcı etkisine bağlandı.

İntrakraniyal tüberkülom tüberkülozun nadir rastlanan, morbidite ve mortalitesi yüksek bir formudur. Klinik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinin spesifik olmaması nedeniyle, MSS patolojilerinde ayırıcı tanıda akılda tutulması gerekir. Erken tanı ve tedavi prognoz açısından önemlidir.

Kaynaklar

1.    Kumar D, Watson JM, Charlett A, Nicholas S, Darbyshire JH. Tuberculosis in England and Wales in 1993: results of a national survey. Thorax 1997;52:1060-7.
2.    Yaramiş A, Gurkan F, Elevli M, Söker M, Haspolat K, Kirbaş G, et al. Central nervous system tuberculosis in children: a review of 214 cases. Pediatrics 1998;102(5):E49.
3.    Wasay M, Moolani MK, Zaheer J, Kheleani BA, Smego RA, Sarwari RA. Prognostic indicators in patients with intracranial tuberculoma: a review of 102 cases. J Pak Med Assoc 2004;54:83-7.
4.    Farinha NJ, Razali KA, Holzel H, Morgan G, Novelli VM. Tuberculosis of the central nervous system in children: a 20-year survey. J Infect 2000;41:61-8.
5.    Wender M. Acute disseminated encephalomyelitis (ADEM). J Neuroimmunol 2011;231;92-9.
6.    Poyrazoğlu HG, Canpolat M, Gümüş H, Per H, Kumandaş S, Doğanay S. A Case of Acute Disseminated Encephalomyelitis Secondary to Mycoplasma pneumoniae Infection. Turkiye Klinikleri J Pediatr 2012;21:247-51.
7.    Rich AR, McCordock HA. The pathogenesis of tuberculous meningitis. Bull Johns Hopkins Hosp 1933;52:5-37.
8.    Lwakatare FA, Gabone J. Imaging features of brain tuberculoma in Tanzania: case report and literature review. Afr Health Sci 2003;3:131-5.
9.    Harisinghani MG, McLoud TC, Shepard JA, Ko JP, Shroff MM, Mueller PR. Tuberculosis from head to toe. Radiographics 2000;20:449-70.
10.    Bayindir C, Mete O, Bilgic B. Retrospective study of 23 pathologically proven cases of central nervous system tuberculomas. Clin Neurol Neurosurg 2006;108:353-7.
11.    Luthra G, Parihar A, Nath K, Jaiswal S, Prasad KN, Husain N, et al. Comparative evaluation of fungal, tubercular, and pyogenic brain abscesses with conventional and diffusion MR imaging and proton MR spectroscopy. AJNR Am J Neuroradiol 2007;28:1332-8.
12.    Ersahin M, Hakan T, Ayan E, Berkman Z, Ekinci O, Ceran N, et al. Diagnostic and therapeutic role of CT-guided stereotactic surgery in the management of intracranial tuberculomas. Turk Neurosurg 2010;20:295-302.
13.    Morgado C, Ruivo N. Imaging meningo-encephalic tuberculosis. Eur J Radiol 2005;55:188-92.
14.    Okada H, Yoshioka K. Acute disseminated encephalomyelitis associated with meningitis due to Mycobacterium intracellulare. Intern Med 2010;49:2113-6.
15.    Masoodi I, Farooq O, Ahmad I, Bhat MY, Ahmad N, Wani HU, et al. Acute disseminated encephalomyelitis as the first presentation of CNS tuberculosis: report of a case with brief review. Ger Med Sci 2010;8:32.
16.    Özhan M, Tiryaki Aydoğan Ö, Kumral E. Acute disseminated encephalomyelitis following pulmonary tuberculosis. Turkish Respir J 2005;6:161-3.
17.    Centers for Disease Control and Prevention. Treatment of Tuberculosis, American Thoracic Society, CDC, and Infectious Diseases Society of America. MMWR 2003;52:69.
18.    Hristea A, Constantinescu RV, Exergian F, Arama V, Besleaga M, Tanasescu R. Paraplegia due to non-osseous spinal tuberculosis: report of three cases and review of the literature. Int J Infect Dis 2008;12:425-9.
19.    Roca B. Intradural extramedullary tuberculoma of the spinal cord: a review of reported cases. J Infect 2005;50:425-31.
20.    Chambers ST, Hendrickse WA, Record C, Rudge P, Smith H. Paradoxical expansion of intracranial tuberculomas during chemotherapy. Lancet 1984;2:181-4.

Anasayfa Arşiv Arama Menü